Sayfalar

25 Temmuz 2010 Pazar

Diş Eti Kanaması


Zaman zaman veya devamlı kanayan diş etleri sıkça misvaklanır, misvak su)ti ile gargara yapılır. Nar kabuğu kurutularak toz haline getirilir, diş etleri bu tozla böylelikle ovulur.Resim3

; * Diş etleri tuzlu su ile ovulur, tuzlu su ile gargara yapılır.

* Böğürtlen yaprakları veya nar çiçeği ağızda sakız gibi çiğnenir. Bir miktar şap, iyice yakmadan ateşte kızdırıldıktan sonra üzerine sirke dökülür, diş etleri bu şaplı sirkeyle sıkça ovulur.

* 10 gr. şap, 5 gr. tuz ve 10 gr. seni kozalağı, 100 cc. suda kaynatıldıktan sonra süzülür, diş etleri bu karışımla ovulur.
Leia Mais

23 Temmuz 2010 Cuma

Kekemelik


Dilin normalden fazla büyümesi veya konuşurken dilin ağızda istenildiği şekilde oynatılamaması; genel olarak sinirden, korkudan veya ateşli bir hastalık sonrasında meydana gelir. Kelimelerin söylenmesi sırasında, gırtlak kaslarının anormal bir kasılma sebebiyle çalışamaması sonucu ortaya çıkan konuşma bozukluğudur. Kekemelik erkeklerde, kadınlara oranla %20 fazla görülür, heyecanlı kimselerde daha çok sık rastlanır. Hastanın heyecanlanması halinde çoğalır.


Bu durumdan kurtulmak için:

* Dil altına bir kalem konur ve konuşulmaya çalışılır. Başlangıçta egzersize bir dakikadan başlanır, daha sonra süre her hafta artırılır. Ağza çakıl taşı alınır ve konuşulmaya çalışılır. Yüksek sesle bol kitap okunur. Kur’an-ı Kerimi tecvit üzere okumaya çalışmak kekemeliği azaltır.

* 10 gr. kişniş 100 cc. suda beş dakika kaynatıldıktan sonra, bu suyla gargara yapılır. Ayrıca birer yemek kaşığı içilir.

* Bir baş beyaz soğanın suyu çıkarıldıktan sonra, elde edilen su her gün 2 – 3 defa ağızda tutulur, ayrıca gargara yapılır.

* 50 gr. melisa yaprağı ile 50 gr. karabaş otu toz haline getirildikten sonra bir kilo balla karıştırılarak macun kıvamına sokulur. Karışımdan günde üç defa 1 - 2 kaşık yenir.

* 50 gr. karabaş otu ile 50 gr. zen-

cefil toz haline getirildikten sonra kaynayan bir bardak suya bir çay kaşığı atılır. Kaynatma on dakika kadar sürdürülür. Sonra bu karışımla gargara yapılır.

* Toz haline getirilmiş 20 gr papatya ile bir adet küçük Hindistan cevizi, yarım kilo balla karıştırılır. Günde üç defa birer tatlı kaşığı yenir, dil altı bu karışımla ovulur.

* Toz haline getirilmiş 5 gr. amberle 5 gr. damla sakızı balla karıştırılarak macun haline getirildikten sonra yenir, dil altı bu karışımla ovulur.

* 20 cc. hardal suyu ile 20 cc. akırıkarha suyu birbirleriyle karıştırılır. Günde bir fincan içilir. Ayrıca günde 2 - 3 defa beş dakika süreyle gargara yapılır.
Leia Mais

Pamukçuk




Ağız mukozasının iltihaplanmasıdır. Bir çeşit mantar oluşumudur. Genellikle yetersiz beslenmiş, zayıf bünyeli süt çocuklarında görülmekle birlikte, uzun süren hastalıklar sonucu zayıf düşmüş yetişkinlerde de pamuk


görülür. Dilin ucunda ve kenarlarında, yanakların ve dudakların iç kısımlarında beyazımsı küçük şişlik ve kızartılar şeklinde ortaya çıkar. Bu durumdaki çocuğa veya yetişkine, asitli yiyecekler kesinlikle verilmez. Ağız temiz tutulur. Tedavisi:

* Ağız ve annenin meme ucu karbonatlı su ile silinir. Ağza kara dut şurubu sürülür veya damlatılır. Ağza, halk arasında mavi damla diye bilinen, ‘bleu de metilen’li damla damlatılır.

* Kaynamakta olan bir bardak suya, bir tutam hatmi çiçeği konur, kısa bir sûre demlenir ve

suyun soğuması beklenir. Sonra da ağız bu suyla silinir.
Leia Mais

Ağız Ülseri (aft)


Bazı kanser ilaçları ağızda yaraya ve ağız ülserine yol açabilir. Bu yan etkiler, genellikle tedavi başladıktan 5-10 gün sonra ortaya çıkar ve 3-4 hafta içinde iyileşir.
Doktor, enfeksiyonu önlemek için ağız gargarası vere­bilir. Bu durumda güçlü ağrı kesicilerin verilmesi de ihtimal dahilindedir.
Kemoterapinin uzun vadeli yan etkiler nelerdir?
Kemoterapi ilaçlan güçlüdür ve uzun vadeli yan etkile­re yol açabilir. Bunların kimisi ciddi, kimisi ise pek önemli olmayan etkilerdir. İlaçlar menopoza, âdetten kesilmeye, ateş basmalarına ve duygusal iniş çıkışlarada neden olabilir. Hasta doğal menopoza ne kadar yakın yaştaysa bu etki­nin ortaya çıkma riski o kadar yüksektir. 6 ay boyunca CMF alan 40 yaşın altındaki kadınlarda %35 oranında er­ken menopoza girme, dolayısıyla doğurganlığı kaybetme riski vardır. 40 yaşın üstündeki kadınlar için bu risk, yak­laşık %90′dır. Diğer ilaç kombinasyonlannın farklı risk oranlan vardır.Tedaviye başladığında 40′lı yaşların başında olan Jill, kemoterapiden kaynaklanan ani menopoz yüzünden sar­sılmış:


Menopoz aniden geliveren bir şok oldu benim için, Artık başka çocuk doğurma şansım yoktu. 44 yaşımdaydım ve yeniden çocuk sahibi olmak gi­bi bir düşüncem yoktu, Ama bu şansı tamamen kaybetmenin verdiği şoku yaşıyordum, 8 yıl sonra, şimdi bile üzülüyorum buna. Belki üzüntüm göğüs kanserinden değil, yaşlanmaktan kaynaklanıyor­dur. Bazen tek başıma yürürken aşırı duygusallaşıyorum. Sonra ‘Kendine gel,’ diyorum, ‘bunun kim­seye yararı yok,’”
Kemoterapi ilaçları, küçük de olsa, kronik kemik iliği supresyonu ile ikinci kanser riski taşır. Özellikle kan kan­seri…
Adriamycin oldukça etkili bir göğüs kanseri ilacıdır ama kalp için zararlı olabilir. Bu ilaçla tedavi edilen 200 kişiden birinde kalp hastalığı ortaya çıkmaktadır.

Özet
• Kemoterapi ilaçlan, asıl tümör içindeki veya vücutta başka bir bölgeye yayılmış kanser hücrelerini öldürür veya bu hücrelere zarar verir,
• Hızla bölünen kanser hücrelerini öldüren kemoterapi ilaçları, yine hızla bölünen saç, sindirim sistemi ve ke­mik iliği hücreleri gibi normal hücreleri de öldürür. Bu nedenle pek çok yan etkileri vardır.
• Verilecek ilacın dozunu ayarlamaK için, tedavi önce­sinde ve tedavi süresince hastanın kan sayımı yapılır.
• Kemoterapi şu durumlarda verilir: Ameliyattan önce tümörü küçültmek için; erken aşamadaki göğüs kan­seri ameliyatından sonra, özellikle kanser lenf düğüm­lerine sıçradığında; kanserin vücudun diğer kısımlarına yayıldığı ilerlemiş vakalarda ve kanser hücrelerinin hormonal olarak tepki vermediği durumlarda.
• Kemoterapinin en sık görülen kısa vadeli yan etkileri; saçın tamamıyla dökülmesi veya seyrelmesi, yüksek enfeksiyon kapma riski, mide bulantısı ve kusma, aşırı yorgunluk ve ağız ülseridir,
• Kemoterapinin en sık görülen uzun vadeli yan etkisi ise, erken menopozdur. Özellikle bazı ilaçlarda kronik kemik iliği supresyonu, ikinci bir kanser ve kalp rahat­sızlıkları riski de vardır.
Leia Mais

Dermatomiyozit Kökenli Kalp Kası İltihabı

DERMATOMİYOZİT KÖKENLİ KALP KASI İLTİHABI
Dermatomiyozit, yüz, boyun ve ellerde döküntü, gövde ve kol bacak kaslarında körelme ve ağrıyla birlikte zayıflama ve genel durumun bozulmasıyla nitelenen bir bağdokusu hastalığıdır. İç organlara yerleşmesi seyrek görülür. Kalbe yerleşmesi ise, çoğunlukla klinik belirtileri olarak gizlidir.
Bununla birlikte, ileti dokusunda bir bozun olduğunda, AdamsStokes nöbetleriyle birlikte tam kulakçık karıncıkarası ileti kesikliği biçiminde kendini gösterebilir.
Leia Mais

Siyanozsuz Kalp Hastalıkları

SÎYANOZSUZ KALP HASTALIKLARI
Siyanozsuz kalp hastalıkları 2 grupta toplanabilir. Birinci grup, kısadevreye yolaçanları kapsar:
— kulakçıklararası bölme açıklığı;
— karmcıklararası bölme açıklığı;
— ortak kulakçık karmcık kanalı.
İkinci grup, göğüs aortunun yerel darlığı (aort koarktasyonu), yalın akciğer atardamarı darlığı, doğuştan aort darlığı, kalp atardamarının doğuştan bozukluğu gibi bir engele bağlı olan hastalıkları kapsar.
Sözkonusu şey, kulakçıklar arasında anormal bir delik bulunmasıdır: En sık görülen biçimi oval deliğin kapanmamış olmasıdır. Oval delik, kulakçıkları ayıran bölmenin ortasında bulunur ve doğuma kadar açık kalarak dölyatağı içi yaşam boyunca dölütün kan dolaşımının oluşmasında önemli rol oynar. Bu delik normalde doğumdan sonra kapanır; açık kalırsa sol kulakçıktan sağa kaçar ve uzun süre sonra kalbin (özellikle sağda) ve akciğer atardamar sisteminin hacminde büyümeyle akciğer yükü artar; kalpte doğuştan oluşum bozukluklarının en sık görüleni budur. Uzun süre iyi katlanılan bir hastalıktır; çünkü 30-40 yaşlarından önce yetmezlik durumu görülmez; o yaşlarda önce sağ kalp yetmezliğine, sonra da tam kalp yetmezliğine yolaçabilir. Bununla birlikte, akciğer atardamarında yüksek basınç orta derecede ise, bu açıklığın ameliyatla kapatılması hastalığın geleceğini iyileştirir.Sözkonusu şey, hastanın iyi katlandığı zayıf kısadevreli küçük bir delikse, teşhis sistemli muayene sonucunda konur. Kısadevre daha önemliyse, bazı rahatsızlıkların gözlenmesi dikkati çekecek ve teşhise yön verecektir:
— çaba harcama sırasında gelen soluk darlığı (soluk almada güçlük çekme);
— bronşit (bronş iltihabı) tipinde solunum yolları enfeksiyonu alevlenmeleri;
— daha ender olarak kanlı balgam çıkarma (hemoptizi).
Ayrıca, çocuğun yapısal gelişimi yavaşlamış olabilir.
Kalbin dinlenmesi, 2 değişikliğin saptanmasını sağlar:
— normal bir akciğer atardamarı deliğinden çok, artmış kan kütlesinin geçişine bağlı olarak akciğer atardamar odağında kasılma üfürümü;
2. kalp sesinin, kalp tabanında algılanan değişmez çiftlenmesi.
Karın üst bölgesinin elle muayenesinde, sağ karıncık büyümesi sonucunda kalp vurumları alınabilir; buna Harzer belirtisi denir.Radyolojik inceleme, sağ boşlukların zararına kalp hacminin büyümesini gösterir. Sol orta yay uzamış, çıkıntılı ve dışbükeydir, akciğer atardamar dallan genişlemiş ve dolgunlaşmalardır.Elektrokardiyogram, sağ kulakçık ve karıncık yüklenmesini ve tam olmayan bir sağ ileti kesikliğini ortaya çıkarır.
Sonda uygulama, teşhisin kesin kanıtını verir: Ana toplardamarlardan ve sağ kulakçıktan alman kan örneklerinde oksijen düzeyleri farklıdır; ayrıca, sonda sağ kulakçıktan, aradaki delik aracılığıyla sol kulakçığa geçebilir.
Toplam olarak muayeneler, kulakçıklararası bölme açıklıklarında 3 grup ayırdetmeyi sağlar:
— zayıf kısadevreli küçük bir kulakçıklararası bölme açıklığı;
— yüksek kısadevreli bir kulakçıklararası bölme açıklığı;
— zayıf, tersine kısadevreli bir kulakçıklararası bölme açıklığı.
Kulakçıklararası bölme açıklığı. Fotoğrafın üst yarısında genişçe açılmış sol kulakçık görülmektedir. Kulakçıklararası bölme açıklığı sağ kulakçığın görülmesini sağlamaktadır. Alt yarıda, açılmış sol karıncık, normal kas sütunları ve kirişler farkedilmektedir.
Birinci grupta, hasta kişiyi düzenli izlemekle yetinilebilir; çünkü hastalığa işlevsel katlanma kusursuz, hastalığın geleceği de iyidir. Ancak klinik tablo değişmeye yüz tuttuğu zaman ameliyat düşünülebilir.
İkinci grupta akciğer yüksek basıncı orta derecede ise ve herhangi bir kalp yetmezliği sözkonusu değilse, çok kolay gerçekleştirilen bir ameliyatla bölme açıklığı kapatılır ve böylelikle tedavi uygulanmış olur.
Tersine kalp yetmezliği varsa, yetmezlik iyileştirildikten sonra ameliyata gidilmelidir (bu durumda bile tehlikeler daha çok olacaktır)Sözkonusu şey, 2 karıncık arasında sol sağ kısadevresine yolaçan anormal bir ilişkidir, bunun sonucunda sol karıncık ve sağ karıncık genişJer ve akciğer atardamarı basıncı yükselebilir.Kanncıklararası bölme açıklığı çoğunlukla hiçbir sıkıntı duymayan hasta tarafından bilinmez.Bununla birlikte, büyük kısadevre durumlarında hastalığı çağrıştıran belirtiler vardır:
— çaba harcama sırasında gelen soluk darlığı;
— beden gelişmesinde yavaşlık.
Bazen gözle muayenede göğüs kafesinde biçim bozukluğu farkedilir: «memealtı balta vurumu ile birlikte göğsün yüksek çıkıntısı, yani kıkırdakElle muayenede kasılma titreşimi algılanır ve kulakçıklararası ilişkide olduğu gibi, sağ karıncık büyümesinden ileri gelen Harzer belirtisi kaydedilir.
Dinlemeyle göğüs kemiği boyunca sol 3. ya da 4. kaburgalararası aralıkta en yüksek düzeye erişen sert, şiddetli bir kasılma üfürümü bulunur. Bu üfürüm bütün göğüs kafesi ön yüzüne yayılır. Akciğer atardamarı yüksek basıncı durumunda, akciğer atardamarı odağında 2. ses sert olarak algılanır.
Radyolojik incelemede bütün kalp hacminde büyüme, sol orta yayda dışbükeyleşme, akciğer atardamarlarında genişleme ve akciğer damarlanmasında artış görülür.
Elektrokardiyogram her iki karıncıkta, bazen de sol kulakçıkta yüklenme ortaya koyar.
Öte yandan, bu incelemeler, akciğer atardamarı düzeyinde sağ kulakçıktakinden daha zengin oksijenli kan bulunduğunu açığa çıkarırlar; ayrıca, sonda, sol ve sağ karıncıklar arasındaki delikten geçebilir.
Tıpkı kulakçıklararası bölme açıklığında olduğu gibi, bu kalp bozukluklarının tedavisi de kısa devrenin şiddetine ve akciğere yansımasına göre değişir.
Zayıf akımlı kısadevre biçimlerinde hastayı gözlemekle ve her türlü enfeksiyon odaklarının antibiyotiklerle korunmasıyla yetinilir; böyle bir odak, Osler kalp içzarı iltihabının yerleşme tehlikesine yolaçabilir.
Öteki durumlarda cerrahiye başvurulur. Ama akciğer atardamarı basıncı çok yüksekse, ameliyata gidilmeyip sağ kalp yetmezliği tedavisi uygulanır.Sözkonusu şey, dölyatağı içi yaşam boyunca aort ile akciğer atardamarı arasında ilişkiyi sağlayan damarın, doğum sonrasında kapanması gerekirken, açık kalmasıdır.Teşhisin dayandığı ilk muayene olan dinlemede, kasılma dönemi sonunda ya da gevşeme dönemi başlangıcında şiddetlenen sürekli bir kasılmagevşeme üfürümü alınır; bu üfürüm solda ilk iki kaburgalararası aralığın iç kenarında yerleşmiştir. Akciğer atardamarı yüksek basıncı durumunda, bu bulgulara akciğer atardamarı odağında 2. sesin sertleşmesi eklenebilir.
Radyolojik inceleme bütün kalbin hacminin arttığını gösterir. Sol orta yay uzamış, dışbükeyleşmiş ve dolgunlaşmıştır. Akciğer damarlanmasında bir artma kaydedilir.
Elektrokardiyogram, özellikle sol karıncık yüklenmesi belirtileri gösterecektir.
Anjiyokardiyografi ile tamamlanan sonda uygulama, akciğer atardamarının oksijen düzeyinin sağ kanncığınkinden yüksek olduğunu ve sondanın akciğer atardamarından göğüs aortuna geçtiğini göstererek teşhisi kanıtlar.Bu kalp hastalığının geleceği, akciğer atardamarı basınç yüksekliğinin ilerlemesine bağlıdır; gerçekten, bu yüksek basınç bir kalp yetmezliğine, kısadevrenin tersleşmesine ve dolayısıyle de bunun yansıması olan bacakların siyanozuna (mavileşmesine) yolaçar.Cerrahi girişimin önemi açıkça ortadadır. Damar dirençleri çok yüksek olmadıkça Osler kalp içzarı iltihabı, kalp yetmezliği ve akciğer yüksek basıncı gibi ihtilatların ortaya çıkabileceği gözönünde tutularak, atardamar kanalının kapanmamış olması durumlarının tümünde ameliyata başvurulmalıdır.Sözkonusu şey, kulakçıklar ve karmcıklararası bölmelerde ve kulakçık karıncık kapaklarının iç bölümlerinde bozukluklar kapsayan doğuştan bir oluşum bozukluğudur. Yani bu bozuklukta değişik derecelerde bir kulakçıkkarıncık ortak deliği, kulakçıklararası alçak ilişki ve karıncıklararası yüksek ilişki birarada bulunur.
Ama en sık raslanan birliktelik, kulakçıklararası alçak ilişki ile ikili kapağın iç bölümünde bir yarığın birarada olmasıdır.Resimde aortun yerel daralmasına örnek görülmektedir, ok daralmış bölgeyi göstermektedir.Teşhis, koltukaltma doğru yayılan ve kalbin tepesinde yerleşmiş bir kasılma üfürümüyle birlikte olan, sol 4. ve 5. kaburgalararası aralığın iç bölümünde yerleşmiş bir kasılma üfürümünün varlığına dayanır.
Radyolojik inceleme büyük kan atım hacimli bir kulakçıklararası kısadevrenin varlığını gösterir. Bu kısadevre filmlerde, sol orta yayın uzaması, çıkıntılı bir durum alması, dışbükeyleşmesi ve dolgunlaşması ile birlikte sağ boşlukların hacim artışları biçiminde yansır; ayrıca, akciğer atardamarının dallan genişlemiş olarak görünür.Elektrokardiyogram, sağ dal ileti kesikliği ile birlikte kalbin elektrik ekseninin aşırı sola kaydığını ortaya koyar.
Leia Mais

Kısadevresiz Siyanozsuz Kalp Hastalıkları

KISADEVRESİZ SIYANOZSUZ KALP HASTALIKLARI
Sözkonusu şey, aort yayının ve göğüs aortunun birleştikleri düzeydeki bir darlıktır.
Birkaç aylık evrim sonrasında asıl dolaşıma yedek olarak bir yan dolaşım oluşur. Bununla birlikte bu yan dolaşım, kollardaki yüksek basıncın (tersine bacaklarda düşük basınç vardır) sürmesini önleyemez.
Göğüs aortunun yerel darlığının Caort koarktasyonu) teşhisi, işlevsel belirtiler bulunmasıyla konacaktır.
Basınçta iki anormallik gösterir:
— engelin gerisinde soluk darlığına, baş ağrılarına, burun kanamalarına yolaçan yüksek basınç;
— engelin ötesinde, kramplara, ayakların soğukluğuna, birkaç dakika yürümeden sonra kesik topallamaya yolaçan düşük basınç.
Teşhis, kollarda ve bacaklarda doğru ölçülen atardamar basınçlarında görülecek farklılıkla kesinleşir. Elle muayene edilmesi gereken uyluk nabızları, azalmış ya da yitmiş olarak bulunur.
Bacaklarda salınımların kaydedilmesi, salmım ölçer göstergesinin sapmalarının düştüğünü gösterir.
Hastalık biraz ilerleyince ek olarak bir yan dolaşıma, yani öne eğilmiş bir hastanın sırtında yüzeysel damarların görülebilir ve elle muayene edilebilir duruma gelmesi olayınada raslanır.
Dinleme, sol 3. ve 4. kaburgalararası aralıkta sırta yayılan, orta şiddette bir kasılma üfürümünü açığa çıkarır.Röntgen filmleri birçok görüntü tipi kapsar; önden alınan filmde, sol üst yayın yittiği farkedile-bilir; ama gene bu sol üst yay düzeyinde, üst ve alt iki çıkıntı arasında bir girinti bulunabilir. Bu son görüntü, darlığın arkasında ve önünde aortun genişlemesine bağlıdır. Sol alt yay, daralmanın sol karıncığa yansımasına göre az ya da çok çıkıntılı olacaktır (3 işareti). Ayrıca, evrimin onuncu yılına doğru, cepheden alman filmlerde kaburgaların alt bölümlerinde çentikler görülebilir.
Elektrokardiyogram, değişik derecede sol karıncık yüklenmesi belirtileri göstererek bu bozukluğun kalbe yansıması konusunda bilgi verir.
Ayrıca, toplardamar yoluyla yapılan anjiyografi, atardamar evresinde darlığı gösterecek, darlığın tipini, yerini ve uzunluğunu belirleyecektir.
Hastalık tedavi edilmeden gelişirse, kısa ya da uzun sürede kalp yetmezliği ve kalp içzarı iltihabı gibi ihtilatlara yolaçabilir.
Tek tedavi cerrahidir. Ameliyat nispeten yalındır; daralmış bölümünün çıkarılmasına ve damarın iki ucunun ya uç uca dikilerek ya da araya dakron konarak aortun devamlılığının sağlanmasına dayanır.
Sözkonusu şey, akciğer atardamarı deliği (kapağı) ya da akciğer atardamarı konisi düzeyinde bir darlıktır. Bu oluşum bozukluğuna çoğunlukla iyi katlanılır.
Teşhis, akciğer atardamarı odağı düzeyinde bir kasılma üfürümü ortaya koyan dinlemeyle konur.
Cepheden alman filmlerde, akciğerin X ışınlarına geçirgenliği anormal biçimde artmış görünür.
Elektrokardiyogram en önemli ihtilatı, yani bu durumda sağ karıncık yüklenmesini açığa çıkarırTedavi cerrahidir. Ameliyat yalındır; kapakçıkların yapışıklıklarının kesilmesine dayanır. Sıkı darlık durumlarında, ihtilatların ortaya çıkmasını beklemeden cerrahiye başvurulur. Bu son ameliyat nispeten daha tehlikelidir.Akciğer atardamarı kapağı darlığı bulunan bir çocukta, sağ boşlukları gösteren, toplardamar yoluyla anjiyokardiyografi.Sağ kulakçık, sağ karıncık, akciğer atardamarı konisi, çok daralmış akciğer atardamarı kapağı deliği ve akciğer atardamarı görülmektedir.Çocuklukta bu darlığa iyi katlanılır. Dinleme, aort odağında bir kasılma üfürümü ortaya koyarak teşhisi sağlar.Yalnızca sonda uygulama, teşhisi kesinlikle kanıtlayabilir; aort deliğinin darlığını, kapak üstü ya da kapak altı darlığı (sol karıncık pompalamasını önleyen küçük bir yaka oluşturur) ayırdedebilir; tedavisi tümüyle ayrı olan ve bazen çok benzer belirtiler veren bir tıkayıcı kalp kası has
İster kapakta, ister kapak altında ya da üstünde olsun aort darlığında ameliyata başvurma gerekliliği, darlığın arkasında ve önünde kaydedilen basmç farkına bağlıdır.Bu hastalık çok enderdir. Sözkonusu şey, 2 kalp atardamarından sol kalp atardamarının akciğer atardamarından doğması, yani çıkmaması gereken yerden çıkmasıdır. Sonuç olarak, sol kalp atardamarının suladığı bölge oksijensiz ve düşük basınç altında kan alır. Bu oluşum bozukluğununtehlikesi, yaşamın ilk günlerinden başlayarak kalp kası (miyokard) enfarktüsüdür.
Leia Mais

Mavi Hastalık

MAVİ HASTALIK
Siyanozlu doğuştan kalp hastalıkları az ya da çok önemli, dolayısıyle de yaşamın az ya da çok erken dönemlerinde ortaya çıkacak oluşum bozukluklarını kapsar. Bu nedenle, başlıca 2 grub olarak ayrılmışlardır: Doğumda ya da hemen sonraki saatlerde, ortaya çıkanlar (özellikle Fallot dörtlüsü ve büyük damarların yer değişimi); süt çocuğunda ve küçük çocukta, yani daha geç belirenler (Fallot üçlüsü ya da üçlü kapak deliğinin kapalı kalması).
Leia Mais

Büyük Damarların Yer Değiştirilmesi

BÜYÜK DAMARLARIN YER DEĞİŞTİRMESİ
Sözkonusu şey, büyük damarların kendilerine uyan karıncıklardan çıkışlarındaki bir anormalliktir; böylece birbirinden bağımsız 2 dolaşım ortaya çıkar.
Doğum sırasında, yeni doğan için yaşama olasılığı yalnızca iki dolaşım ilişkide ise vardır. Böyle bir ilişki yoksa, hemen kulakçıklar düzeyinde sağlanması gerekir. Teşhis, çocuk doğar doğmaz, ileri derecede siyanoz ve kalp yetmezliği (şiddetli solunum güçlüğü ve elle muayenede büyük bir karaciğer biçiminde yansır) karşısında konur. Kalbi dinleme birçok hastada bulgu vermez; ancak bazen, sol 4. ve 5. kaburgalararası aralığın iç ucunda kasılma “üfürümü alınabilir.
Radyolojik inceleme büyük hacimli ve dar saplı bir kalp gösterir. Özellikle, akciğer alanları, akciğer damarlanmasmdaki artış nedeniyle; olmaları gerektiğinden daha saydamsızdırlar.
Elektrokardiyogram sağ karıncık büyümesini ortaya koyar.
Bu kalp hastalığı tedavi edilmezse çok kötü sonuçlandığından, geçici çözüm sağlayan ameliyata doğumdan hemen sonra başvurmak gerekir. Ameliyat kulakçıklararasında bir geçiş yaratmaya dayanır ve süt çocuğunun, onarıcı ameliyatın yapılacağı oldukça ileri bir yaşa kadar olarak yaşamasını sağlar. Hastanın tam olarak iyileşmesini sağlayan onarıcı ameliyat güçtür; ama bazen iyi sonuçlar verir (Mustard girişimi).

Leia Mais

Üçlü Kapak Deliğinin Kapalı Kalması

ÜÇLÜ KAPAK DELİĞİNİN KAPALI KALMASI
Bu anormallik, normalde sağ kulakçık ve sağ karıncığı birleştiren deliğin (üçlü kapak deliği) bulunmamasıdır. Hastanın yaşayabilmesi için, bu anormalliğin yanısıra,karmcıklararası bölme açıklığı ve kulakçıklararası bölme açıklığı bulunması ya da atardamar kanalının kapanmamış olması mutlak koşuldur: Bu durum akciğerlerin kan alabilmesi için tek olanaktır.Teşhis, siyanozla birlikte kulakçıklararası bölme açıklığı ve karıncıklararası bölme açıklığı (ya da atardamar kanalının kapanmamış olması) belirtilerine ve sol kalp yüklenmesi (üçlü kapak deliğinin kapalı kalması, sol kalp yüklenmesi ile giden tek mavi hastalık biçimidir) belirtilerine dayandırılır. Cepheden alman filmin incelenmesi, sol alt yayın büyüdüğünü, sağ alt yayın düz ya da biraz içbükey olduğunu açıkca gösterir. Akciğer alanları aydınlık ya da tam tersine aşırı damarlanmış olabilir. Sol öne eğik filmlerde, arkada sol karıncığın çıkıntı yaptığı saptanır.
Elektrokardiyogram, sol kalbin elektrik eksenini ve sağ kulakçığın az ya da çok belirgin büyümesi ile birlikte olan sol karıncık yüklenmesini açığa çıkarır. Bu kalp hastalığının tedavisi, akciğerin yeniden damarlanmasmı sağlayacak olan geçici çözüm getirici ameliyata dayanır.
Leia Mais

Ritim ve İleti Bozuklukları

Ritim ve ileti bozuklukları, anlaşılmaları için normal kalp çalışmasının bilinmesini zorunlu kılan, karmaşık bir konudur. Bunun için fizyoloji konusuna dönmek gerekir. Kısaca, kalpte uyarı ve ileti özellikleri olan özel bir doku bulunduğu akılda tutulabilir. Bu, düğümsü dokudur. Uyarı dalgası ortalama 70 dakikalık normal bir ritimde Keith Flack düğümünden doğar. Daha sonra, ileti düğüm sistemi aracılığıyla, kasılmalarını sağladığı kalp kası (miyokard) liflerine kadar iletilir.Uyarı bozukluklarıyla ileti bozukluklarını ayırdetmek gerekir. (Fizyoloji bölümüne bakınız.)İletibozuklukları sorunu tümüyle genel olarak farklıdır: Uyarı sinüs düğümünden doğmakta, ama yolu üstünde bir engelle karşılaşmaktadır. Engel His demetinin yukarısındaysa, bir ritim bozukluğu ortaya çıkar; çünkü kulakçık ve karıncık kasılmaları arasındaki normal ilişki bozulmuştur; Kulakçıkkanncıklararası ileti kesiklikleri (ya da blokları). Engel karıncıklarda, His demetinin dallarından birindeyse, kalp ritminde bir değişiklik olmaz. Yalnızca QRS karıncık karmaşalarında bozukluklar olur. Bunlar dal ileti kesiklikleridir (ya da dal blokları).Bu birkaç genellemeden sonra, uyarı ve ileti bozukluklarının her birini ayrıntılı olarak incelemeye başlamadan, ritim bozukluklarına genel bir bakış yararlı olacaktır.
Sinüs ritimleri:
— sinüs taşikardisi; sinüs bradikardisi;
— sinüs aritmisi. Heterotrop ritimler:
— ekstrasistoUer (kulakçık ya da karıncık kaynaklı);
— kulakçık kaynaklı fibrilasyon ve flutterler;
— karıncıküstü taşikardisi;
— karıncık taşikardisi ve fibrilasyonu İleti bozuklukları
— kulakçık karıncıklararası ileti kesiklikleri;
— dal ileti kesiklikleri.
Leia Mais

Sinüs Taşikardisi

SİNÜS TAŞİKARDİSİ
Taşikardi dakikada 100′ün üstünde bir kalp atım sayısı olarak tanımlanır. Uyarı Keith Flack sinüs düğümünden doğuyorsa, sinüs taşikardisi olduğu söylenir. Bu durumda yalnızca normal ritmin hızlanmasının sonucudur. Özellikle sinirli kişilerde ya da ateş yükselmelerinde, büyük heyecan ya da önemli zorlanmalar sırasında ortaya çıkan, çoğunlukla önemsiz olan bir belirtidir. Ama şok durumunda ve tiroyit bezinin aşırı çalışmasında (hipertiroyidi) da görülür. Ayrıca bütün kalp hastalıklarında görülebilir.
Sinüs taşikardisi klinik belirti vermeden tek başına kalabilir. Ama bazen sıkıntı ve çarpıntılarla birlikte olur.
Bu taşikardi, kalp dinlenirken ve nabız alınırken farkedilir; elektrokardiyogramla doğrulanır. Eğride ritim 100/dakikanın üstünde hızlanmıştır; ama düzenli ve sinüs kaynaklıdır.Her QRS karıncık karmaşasından önce, normal bir P kulakçık dalgası gelir.
Bu küçük bozukluğun tedavisi, hangi hastalığa bağlı olarak ortaya çıkmışsa o hastalığın tedavisidir. Sinirleri gergin bir kişide tek başına bir taşikardi sözkonusuysa, tedavi edilmesi gereken, taşikardinin zeminidir. Hastaya dinlenmesi, yaşama biçimini değiştirmesi önerilir; gerekiyorsa yatıştırıcı ilaçlarda verilebilir.
Leia Mais

Aort Darlığı

AORT DARLIĞI

Aort darlığı denince, aort deliği üstünde ya da hemen yakınında yerleşmiş bir daralma anlaşılır; dolayısıyle, aort kökünün darlığı bu çerçeveye girmez. Normalde aort deliğinin yüzeyi 3,5 cm2dir. Bu yüzey 1 cm2′den çok daralırsa, darlık, belirgin işlevsel belirtilere yolaçar.Bozunlar değişiktir, kapakçıklar birbirleriyle kaynaşarak kubbe biçiminde bir diyafram oluşturabilirler, kapakçıkların sınırlan belirlidir, ancak kireçleşmiş ve serttirler, kapakların birleşekleri kaynaşmıştır.Hastalığın çeşitli nedenleri vardır. Doğuştan aort darlığına oldukça sık raslanır; yerleşimleri, biçimleri ve açığa çıkışları aynı olmayan değişik çeşitte darlıklar gösterir. Sözkonu su darlık kapağı, kapak üstünü ya da kapak altını ilgilendirebilir ancak, yeri neresi olursa olsun, erkeklerde daha sıktır ve hastalık çocukluktan erişkin yaşa kadar her yaşta ortaya çıkabilir. Daha sık raslanan öteki biçimleri, çoğunlukla ivegen eklem romatizmasının sonucudur. Yaşlı kişilerde gözlenen bazı aort darlıkları, damar sertliğine bağlanmıştır.Aort darlığının kan akımına yansıması sol karıncığın pompalamasmdaki bir engelle eşdeğerlidir klinik, röntgen ve elektrokardiyogram belirtileri de bunu kanıtlar.Hastalık işlevsel bozukluklarla ortaya çıkar. Hasta ne kadar gençse, belirtiler o derecede
Aynı fotoğraf üstünde aort deliği görülmektedir. Yukarda çok sıkı bir darlıkla, aşağıda 2 yarımay biçimi kapakçığı belli normal bir atardamar deliğiyle belirgindir. Çoğunlukla çaba harcama sırasında ortaya çıkar ve organizmanın artan gereksinimi karşısında kalp atım hacminin ve genel dolaşımın yetmezliğini yansıtırlar.Çaba harcama sırasında gelen göğüs ağrısı, belirtilerin en özgünüdür; kalp atardamarı sertleşmesi olmaksızın gelişir. Kalp alanına uyan göğüs bölgesinde, tipiklik derecesi değişen bir ağrıdır (kalp anjini). Hastalık ilerledikçe, giderek daha küçük çabalar harcanırken gelmeye başlar.
Çaba harcama sırasında ortaya çıkar ve beyin dolaşım yetmezliğinden sorumlu ciddi bir darlığı yansıtır: Sözkonusu bayılma, göğüs ağrısıyla birlikte ya da tek başına olabilen ve birkaç saniyeden bir dakikaya kadar sürebilen bir bilinç yitimidir.
Öteki bozukluklara daha seyrek raslanır. Çoğunlukla geç dönemde, çaba harcama sırasında gelen soluk darlığı; aşırı yorgunluk; değişik önemlilikte bir gelişme gecikmesi. Teşhiste, klinik muayene bulgularının büyük değeri vardır.
Kalp dinlemesi sırasında algılanan ve en iyi aort odağında duyulan bu üfürüm, kalp tepesine ve boyun damarlarına doğru yayılır. Tınısı sert ya da titrektir; şiddetlidir. Üfürüm, en şiddetli olduğu kasılma döneminde, çoğunlukla kasılma dönemi titreşimiyle birliktedir. Aort darlığı üfürümü 1. sesten sonra başlar, şiddeti giderek artarak kasılma döneminin ortalarında en üst değerine ulaşır sonra azalır ve 2. sesten hemen önce yiter.
Bu ses ya çok siliktir ya da yitmiştir. Yokluğu, kapak sistemindeki bir sertliği yansıtır. Bu belirtiler fonokardiyogramla doğrulanır.Aort ve çevre basıncının düşmesine yolaçan darlığın kendisiyle ilgilidirler. Nabzın genliği ve sıklığı azalmış, tepe atımına oranla anormal olarak gecikmiştir. Büyük basınç düşerken küçük basınç normal kalır, dolayısıyle aralarındaki fark belirgin ölçüde azalır.Radyolojik inceleme, teşhisin ve hastalığın geleceğinin saptanmasında yararlanılan başlıca öğeleri verir.
Hastalığın ilk zamanlarında kalp ve aort gölgesi uzun süre normal durumunu korur, sonra hafifçe değişir; filmlerde sol karıncığın küremsi kütlesi belirir ve çıkan aort, darlık sonrası genişlemeye uyan hafif bir çıkıntı oluşturur (gerçekten, dar delikten yüksek basınç altında geçen kan, delik üstü aort çeperine kuvvetle vurarak, bu düzey boyunca bir genişlemeye yol açar).
Evrimin ileri dönemlerinde kalp gölgesi tümüyle anormalleşir; sol karıncık büyümüştür; önden alınan filmlerde sol alt yayın biçim değiştirmesi yuvarlak, dışbükey bir çıkıntı biçiminde belirir; aort hemen darlığın üstünde genişlemiştir aort deliği düzeyinde kireçlenmeler bulunması, aort darlığının iyi bir belirtisidir: Kireçlenmeler özellikle öne eğik durumda alman filmlerde görülürler ve hareketleri, yerleşimlerinin radyoskopide doğrulanmasını sağlar.
Genellikle bozulmuştur özellikle sol karıncığın yüklenmesi belirtilerini ortaya çıkarır; bu da, tam olmayan sol ileti kesikliği biçiminde görülür.
Teşhis kuşkulu kalırsa, özellikle de ameliyat öngörülüyorsa, daha ayrıntılı araştırmalar yapılabilir.
Değişmiştir ve kanın damar içindeki yükselme zamanında bir gecikmeyi gösterir. Darlığın önemini değerlendirmeyide böylelikle sağlar.
Anormaldir. Değişiklikleri aorttaki hastalığın sol karıncık üstünde oluşturduğu bozuklukları yansıtır.
Kan akımı araştırmaları. Sol boşluklara sonda uygulamasına başvurulur. Bu muayene, sol karıncıkla aort arasında, kasılma dönemindeki basınç farkını ortaya çıkarır; sol karıncıkta ölçülen kasılma basıncı, aorttakinden 50 mm civadan (bazen 100 mm civadan) çok yüksektir.
Darlık bazen o kadar sıkıdır ki, aort deliğini sonda ile geçmek olanaksızdır. Sonda uygulama, kalp atım hacmini belirlemeyi sağlar.
Bu iki muayeneyle, aort kapak aygıtmdaki biçim ve hareket değişiklikleri nesnel olarak ortaya konabilir: Sert ya da gergin anormal kapakçıkların daralttığı delikten geçen kan azalmıştır ve aort çeperine, bu çeperin genişlediği düzeyde çarpar.
Hastalığın evrimi önceden kestirilemez. Bununla birlikte darlığın önemine göre bir gelecek saptanabilir.
Aort darlığı mutlaka ağır olmaz. Darlığın derecesi hastalığın eskiliğine ve kalp kasının durumuna bağlıdır. (Sözgelimi, kalp kasının kansız kalmaya bağlı bozukluklarının birlikte bulunması.) Çaba harcama sırasında bayılmanın, sol kalp yetmezliğinin, tam kalp yetmezliğinin varlığı, hastanın yaşamını tehlikeye sokar. Ameliyat gerekliliği ancak, hastanın yaşı uygunsa ve özellikle belirtiler ek bir kalp hastalığına bağlı olmayıp (sözgelimi kalp atardamarları yetmezliği) yalnızca aort darlığından ileri geliyorsa saptanabilir.
Ameliyata başvurmadan kendi ilerlemesine bırakılan hastalığın evrimi çoğunlukla tehlikelidir. Değişik süreli durgun bir dönemden sonra, sol kalp yetmezliğine doğru gelişir. Bu da, daha ilerdeki dönemlerde tam kalp yetmezliğine dönüşür. Büyük sol kalp yetmezliklerinde ritim bozuklukları, bakteri kökenli kalp içzarı iltihapları ve kireç ambolileri görülebilir.
Klinik biçimleri azdır. Romatizma kökenli ve doğuştan darlıklar, çoğunlukla bir başka kapak bozulduğuyla, özellikle aort yetmezliğiyle beraberdirler. Doğuştan darlıklara daha az raslanır.
Özellikle aort darlığında alman kasılma üfürümünün özellikleri, başka bir hastalığı akla getirir. Sözgelimi, ikili kapak yetmezliği akla gelebilir o zaman, teşhis sol pompalama üfürümü gösteren fonokardiyogramla doğru yola sokulur.
Aslında en güç sorunu, sol karıncığın kassal darlığı ortaya koyar; bu durumda ayırıcı teşhis ancak özel tamamlayıcı muayenelerle (fonokardiyogram ve sonda uygulama) sonuca ulaşabilir.
Göğüs ağrıları varsa, özellikle kırk yaşını geçmiş kişilerde bu ağrıların kalp atardamarlarına giden kanı azaltan aort darlığından mı, yoksa kalp atardamarları sertliğinden mi ileri geldiğini (her iki hastalık bir arada bulunabilir) ayırdetmek çok güçtür.
Bu açıdan bakıldığında, her türlü girişimden önce kalp atardamarlarının filminin çekilmesi gerekir. Bu incelemede kalp atardamarlarında darlık saptanırsa, aort kapağının değiştirilmesi işlemi, aort ile kalp atardamarları arasında bir köprülemeyle tamamlanmalıdır.
Aort darlığının ilaç tedavisi ancak geçici çare olabilir; yalnızca kalp yetmezliği belirtilerine yöneliktir. Dijital türevleri dikkatle kullanılmalıdır.
Sıkı ve hastanın kaldıramadığı Cyani çaba harcama sırasında ağrılar ve bayılmalar ortaya çıktığında) darlık durumlarında mutlaka ve acil olarak daha geç olarak da kalp yetmezliğinin yerleştiği durumlarda ameliyata başvurulmalıdır. Ama kalp yetmezliği yerleşmeden önce ameliyata gitmek daha iyi olur çünkü yetmezlik, ameliyat geleceğini tehlikeye sokar. Ameliyat beden dışı dolaşım altında gerçekleştirilir. Aort deliğine aort açılarak ulaşmayı,kapakçıkların kaynaşmış bileşeklerini kesip ayırmayı (komisürotomi), daha da iyisi, kapakçıklar kireçlenmişse bunların çıkarılıp bir yapay kapakla ya da insan ya da hayvandan alınma kapakçık yamalarıyla değiştirilmesini sağlar.

Leia Mais

Sinüs Bradikardisi

SİNÜS BRADİKARDİSİ
Kalp atım ritminin 60 dakikanın altında Olmasına bradikardi denir. Düzenli ve sinüs kaynaklı olan bradikardi, elektrokardiyogramda daha aralıklı ama normal ve düzenli P-QRS-T karmaşaları biçiminde belirir.
Genel kural olarak bir hastalık belirtisi değildir ve özellikle sporcularda da görülür. Bu durumda kuşkusuz hiçbir tedavi gerektirmez. Ama sözgelimi, bir beyin zarları iltihabında (menenjit) ya da kafatası içi basınç artışı tablosunda da bradikardi bulunur.
Leia Mais

Sinüs Aritmisi

SİNÜS ARİTMİSİ
Sinüs aritmisi (ritim bozukluğu) aslında bir solunum aritmisini gösteren kötü kullanılmış bir terimdir: Kalp soluk alınırken hızlanır, soluk verilirken yavaşlar. Bu özellikle genç ve sinirli kişilerde çok daha sık gözlenir. Hiçbir tedavi gerektirmez.
Leia Mais

Doğuştan Kalp Hastalıkları

Doğuştan kalp hastalıkları
3 tanedir:
— akciğer atardamar kapağı darlığı;
— karıncıklar ve kulakçıklararası bölme açıklıkları;
— atardamar kanalının kapanmamış olması.
Sağ kalp kapak hastalıkları
Bunlar akciğer atardamar kapakçıkları ve üçlü kapak hastalıklarıdır.

Sınıflandırma: Toplardamarların topladığı kan, büyük toplardamar gövdeleri tarafından (üst ve alt ana toplardamarlar) kalbin sağ kulakçık bölümüne getirilir. Burada üçlü kapaktan sağ karıncığa geçer ve akciğer atardamarı deliğinden akciğer atardamarına pompalanır. Böylece ciğere ulaşan kan, oksijenle yüklenip «kırmızı kan» haline gelir ve akciğer toplardamarlarından sol kulakçığa gider. Orada, ikili kapak deliğinden sol karıncığa geçer. Sol karıncık, bu kanı büyük dolaşım şebekesine pompalar (atardamar kanı). Kan, önce aorttan (aort kapa-ğıyla sol karıncıktan ayrılan ilk atardamar gövdesi) geçer. Kalbin boşluk ve bölmelerinin başlıca atar ve toplardamar gövdelerinin oluşması sırasında, çok sayıda oluşum bozukluğuda ortaya çıkabilir. Bu bozukluklar gebelik sırasında (bazen annede kızamıkçık hastalığı gibi belirli nedenlere bağlı olarak) ya da doğum sırasında (ilk soluk alma, dolaşım sisteminde önemli değişiklikler yapar) ortaya çıkar.

Kalp hastalıkları tiplerine göre sınıflandırılabilir.

Darlıklar: Birkaç çeşittir:

— akciğer atardamar darlığı (sağ karıncık çıkış yolunda, akciğer atardamarı kapağında ya da akciğer atardamarının dallarında görülen darlık);

— aort kapağı darlığı ya da göğü? aortunun yerel darlığı;

— kulakçıklar-karıncıklararası kapakların darlıkları.

Sağ kalp-sol kalp arası anormal ilişkiler: Kalbin çeşitli boşlukları ile atardamar ve toplardamar gövdeleri arasındaki anormal ilişkiler, atardamar kanı ile toplardamar kanının birbirine karışmasına neden olur. Sözkonusu anormalliklerin nedenleri şunlardır:

— atardamar kanalının kapanmamış olması

(akciğer atardamarı ile aort arasında ilişki);

— kulakçıklar arasında ilişki (delik) bulunması;

— karıncıklar arasında ilişki (delik ya da bölme açıklığı) bulunması;

— ortak bir atrium-karıncık kanalı bulunması;

— daha ender olarak da, sol karıncık ile sağ kulakçık arasında ya da aort ile akciğer atardamarı arasında ilişki bulunması.

İlerisinde yeralan bir engelle birlikte anormal ilişkiler, atardamar kanı ile toplardamar kanının birbirine karışmasına (soldan sağa geçiş) neden olur (mavi hastalıklar).

Çeşitli engellere raslanabilir:

— akciğer atardamarı darlığı engeli (karıncıklar arasında bir ilişkiyle birlikteyse «Fallot dörtlüsü», kulakçıklar arasında bir ilişkiyle birlikteyse «Fallot üçlüsü» diye nitelenir);

— kulakçıklararası ilişkiyle birlikte üçlü kapak engeli (üçlü kapak deliğinin kapalı kalması, Ebstein hastalığı);

— kulakçıklar ya da karmcıklararası ilişkiyle birlikte akciğer atardamarcığı darlığı (Eisenmerger hastalığı).

Bölmeler hiç yoksa ya da kötü oluşmuşsa, atardamar ve toplardamar kanlarının karışması her iki yönde olur-.

— kalpten aort ve akciğer atardamarı yerine tek ve büyük bir damar gövdesi çıkar (truncus arteriosus = ortak atardamar kanalı);

— büyük damarlar yer değiştirmiştir (transpo-zisyon): Aort sağ karıncıktan, akciğer atardamarı sol karıncıktan çıkar; tek karıncık;

— karıncıklar yer değiştirmiştir, Taussig – Bing hastalığı, çift çıkışlı sağ karıncık.

Doğuştan olan öteki kalp ve damar anormallikleri: Yukarda sayılanlar dışında, 4 çeşit anormallik daha vardır:

— kalbin normal yerinde olmaması (situs in-versus), yani sağda yeralması (dekstrokardi);

— atardamarlar ve toplardamarlar arasında ilişkiler (kısa devreler);

— aorttan çıkan çeşitli atardamarlarda anormallikler;

— engel oluşturmayan kapak anormallikleri (aortun 2 kapaklı olması, ikili kapak ya da aort yetmezliği).

Teşhis: Hekim, kalp üfürümünün farkına genellikle, sistemli bir muayene sırasında ya da bir başka hastalık nedeniyle muayene sırasında varır. Bu durumda iki noktaya dikkat etmek gerekir:

— çoğunlukla kalp üfürümü doğuştan değildir; az ya da çok geç farkına varılması, daha önceki dinlemelerin kötü olduğu anlamına gelmez;

— kalp üfürümü her zaman kalp hastalığı anlamına da gelmez, «işlevsel» denen türden yalın bir üfürüm de sözkonusu olabilir (gerek kalp atışlarının hızlanması, gerekse çocuğun beden biçimi, sözgelimi göğüs kafesinin dar olması nedeniyle).

Bu nedenle, gereksiz yere korkuya kapılmak-tansa, çocuğu birkaç gün sonra yeniden hekime götürmek ya da bir kalp uzmanına danışmak daha doğru olur.

Ayrıca, çocukta beden ve kilo gelişmesinin duraklaması, morarma (mukozalar, dudaklar, deri, özellikle de tırnaklar), çabuk yorulma, beklenmedik bir kalp yetmezliği ya da benzeri başka olaylar, bir kalp oluşum bozukluğu araştırmayı gerektirir.

İhtilatlar: Enfeksiyon, bütün çocuklar için tehlikelidir. Enfeksiyon durumunda çeşitli tehlikeler sözkonusu olabilir:

— atardamar kanları toplardamar kanlarına karışan (sol-sağ geçişli) çocuklarda bronş-akciğer enfeksiyonu;

— toplardamar kanları atardamar kanlarına karışan (sağ-sol ya da ters geçişli) çocuklarda (mavi hastalık) beyin apsesi;

— kulakçıklar arasında bölme açıklığı dışında. Osler’in kalp içriarı iltihabı.

Su yitimi de ciddi bir tehlikedir; bazı çocuklarda zaten fazla yüksek olan kan ağdalılığını (özellikle mavi hastalıklı çocuklarda) daha da artırarak, beyinde damar tıkanmalarına yolaçabilir. Bu nedenle, sağlık koruma kurallarına kesinlikle uymak, özellikle de kalp hastası süt çocuklarının kakalarını denetlemek, ateş yükselmelerini önlemek, çocuğu aşırı sıcakta bırakmamak ve su içmek istediğinde engel olmamak gerekir.

Ayrıca, bütün doğuştan kalp hastalıklarının normal evriminde kalp yetmezliği de yeraldığın-dan, çocuk düzenli olarak uzman denetiminde olmalıdır.

Tedavi: Küçük çocuğa bazıları güç olan tamamlayıcı incelemeler uygulamak gerekip gerekmediğine, kalp uzmanı karar verir. Cerrahi girişim gerekliliğine ve zamanına karar verecek olan da odur. Tıp dalındaki en büyük değişikliklerin, özellikle İkinci Dünya savaşından bu yana, doğuştan kalp hastalıkları alanında gerçekleştiğini unutmamak gerekir.

Bu gelişmeler, günden güne karmaşıklaşan (ve 1950′den önce varlığı bile bilinmeyen hastalıkların teşhisine olanak veren) araştırma tekniklerinin bulunması ve günden güne daha gözüpek cerrahi girişim denemeleri sayesinde gerçekleşmiştir.

Bir uzmana göre, «çocuğu tehdit, eden üç telr-like: Enfeksiyon, su yitimi ve… çevresindekilerin kötümserliğidir». Gerçi, ana-babanm, çocuklarının hastalığı karşısında korkmaları doğaldır; ama, bu korkudan kaynaklanan ve çevredeki kişiler tarafından da büsbütün abartılan «çocuğun üstüne aşırı biçimde kol-kanat germe eğilimi» zararlıdır.

Bu nedenle çocuğu gereksiz yasaklamaların boyunduruğundan kurtarmak ve normal ya da normale yakm bir yaşam sürmesine olanak vermek gerekir.

Kalp hastalıkları, aşıların yararlanılmasını gerektirmez. Tersine, aşıların elden geldiğince erken yapılmalarını gerektirir.

Kuşpalazı, tetanos, çiçek, verem ve çocuk felci aşılarına kalp hastası çocuklar, öteki çocuklar kadar iyi katlanırlar. Yalnızca ciddi bir kalp yetmezliği, aşıların geciktirilmesini gerektirebilir.

Bu durumda da, boğmaca ve kızamık aşıları tehlikesiz ve mutlaka gereklidir.

Hasta çocuğun yetiştirilmesi elden geldiğince normale yakm olmalıdır. Sözgelimi, topluca oynanan oyunları toptan yasaklamamak gerekir; yalnızca hekim, bazı oyunları yasaklayabilir.

Çocuğun okulu çok uzaksa, ders saatleri çok uzunsa ya da havalar çok soğuksa bazı düzenlemeler gerekli olabilir.

Bronş iltihapları (bazı kalp hastası çocuklarda sık raslanır), çok soğuk havaların neden olduğu ya da artırdığı kırıklıklar, zaman zaman hastaneye kaldırılma gereği, «mavi çocuklar»ın okula, öteki çocuklar kadar düzenli gitmelerini önler; ama, ana.-babaların sorumluluktan kurtulmak için çoğunlukla okul yöneticilerince de desteklenen çocuğu evde tutma eğilimleri, dizginlenmelidir.

Bu çocukların beden eğitimi derslerine katılmamaları kesin bir kural değildir; tersine, çocuğun olanaklarına uyarlanmış, ölçülü beden etkinlikleri yararlıdır.

Çocuk, yetenekleri dışında kalan çabalara itil-memeli (spor yarışmalarına katılması yasaktır), ama gerek tedaviden önce, gerekse sonra, kalp karıncıkları ya da kulakçıkları arasında küçük bir delik bulunduğu için her türlü beden çabasından uzak tutulmamalıdır. Çünkü, bu durumda omurga biçim bozukluğu, çarpıntı, solunum yetmezliği, hattâ şişmanlıkla karşılaşılabilir. Oysa, hastalığı hiç bilinmese ve çocuk, çok yoğun olanlar dışında ölçülü beden çabalarından alıkonmasa, bu tür sakıncalar ortaya çıkmaz.

Çoğunlukla bu çocukların çevresinde, hastalık durumlarının her zaman gerektirmediği bir kaygı havası yaratılır; bu durum da çocuğun ruh sağlığını etkiler.

Oynamaları, koşmaları, bisiklete binmeleri, yüzmeleri ya da dağa çıkmaları (hele hiç bir yakınmaları yoksa, kalpleri normal hacimdeyse ve yetmezlik belirtisi göstermiyorsa) engellenmemelidir.

Genel olarak, deniz düzeyinden 1500 m’den yüksek yerlerden ve fazla sıcak iklimlerden kaçınman gerekir.

Sonuçlarsak, her şey kalp hastalığının tipine ve ciddiliğine bağlıdır ve gerekli değerlendirmeler, çocuğu yakından izleyen ve günü gününe dosyasını tutan hekimin görevidir.

Leia Mais

Tam Kalp Yetmezliği

TAM KALP YETMEZLİĞİ

Sağ ve sol kalp yetmezliklerinin birleşmesi, tam kalp yetmezliğini gerçekleştirir.Bunun sonucunda sağ ve sol karıncık yetmezlikleri süresince gözlenen fizyopatolojik değişiklikler birarada görülür.
Akciğer dolaşımında yüksek basınç, sol karıncık yetmezliği ve çevresel toplardamar dolaşımında yüksek basınç (sağ karıncık yetmezliği);
— klinik belirtiler de, sol karıncık yetmezliği nin solunum belirtileri ile sağ karıncık yetmezliğinin toplardamar göllenme belirtilerini birleştirecektir.

Tam kalp yetmezliği, çoğunlukla az ya da çok uzun bir sol karıncık yetmezliği dönemini izler. Sağ karıncık yetmezliği buna yavaş yavaş, sözgelimi bir enfeksiyon sonrası ya da bir rejim yanlışı sonrası ya da apansızın bir akciğer ambolisi, bir kalp ritmi bozukluğu ya da bir enfarktüs nedeniyle eklenir.Tam kalp yetmezliği, sol karıncık yetmezliğini izlemeden, başlı başına bir hastalık olarak da be lirebilir.İkili kapak darlığını ve ikili kapak yetmezliğini birleştiren ikili kapak hastalığı, ikili kapak aort kapağı bozuklukları, ikili kapak darlığı ve aort darlığı (ya da yetmezliği) gibi karmaşık kalp kapakları hastalıkları sırasında da ortaya çıkabilir.

Görüldüğü gibi tam kalp yetmezliğinin belirtileri hem sağ, hem de sol karıncık yetmezliğinin belirtilerini birleştirir. Bu belirtileri ilgili bölümlerde ayrıntılı olarak anlattığımızdan, burada, tam kalp yetmezliğine özgü özellikleri ekleyerek, kısaca anımsatmakla yetineceğiz.
Tam kalp yetmezliğinin en büyük belirtisi soluk darlığıdır. Gerek çaba harcarken, gerekse dinlenirken belirir: Hasta soluk soluğadır. Soluk darlığı çaba harcarken çok fazladır. Hasta uzanamaz ve bir koltukta oturarak kesinlikle uyumak zorundadır.
Ayrıca Cheyne Stokes soluk darlığı gibi ivegen soluk darlığı krizleri de gözlenebilir.
Öksürükle köpüklü balgam çıkabilir. Aynı zamanda kanlı balgam krizleri gözlenir.

Bazen tipik göğüs anjini (anginapectoris) krizlerine raslanabilir. Kalp ritmi bozuklukları (çarpıntılar) ve karaciğer düzeyinde ağrılar da gözlenebilir.Ağrılı bir karaciğerdir; karaciğer basısı yapıldığında boyun toplardamarları dolgunlaşır.
Az miktarda bir asit belirebilir (karında su toplanması).
Klinik olarak evrimi, kişinin ağırlık eğrisiyle izlenir.
Toplardamar basıncı artar. Boyun toplardamarlarının dolgunlaştıkları saptanır.
Atılan sidik miktarının azalması (oligüri) ve sidikte bir renk ve yoğunluk artışı gözlenir. Sidikte albümin de bulunabilir.
Dinleme şunları ortaya çıkarabilir:

— taşikardi (aynı zamanda ritim de çoğunlukla düzensizdir);

— kalp sesleri hafiflemiştir;

— sağ ya da sol üçlü kalp sesi;

— işlevsel üçlü kapak ya da ikili kapak yetmezliği üfürümü.
Atardamar basıncı ölçüldüğünde,basıncın normale oranla daha düşük olduğu ve büyük küçük basınçlar arasındaki farkın azaldığı görülür.
Elle muayene, kalp tepesinin aşağı, dışa yönelmiş ve uzamış yumuşak bir vurumunu ortaya koyar; nabız bazen değişkendir; yani zayıf bir vurumla, güçlü bir vurumu birleştirir.
Özellikle akciğer tabanlarında yaş railer duyulur; akciğer ödeminin göstergesidirler.
Akciğer zarında sıvı birikmesi, bazen de akciğer ambolisi belirtileri ortaya konulabilir.
Hastalığın ilerlemiş döneminde bütün kalbin hacminin çok arttığı saptanır.
Hastaların hemen tümünde kalp akciğeri görünümü, bazen de akciğer zarında sıvı birikimi görünümü ortaya koyar.
Tedavi etkisi altında, kalp yetmezliği belirtileri az ya da çok uzun bir dönemde iyileşebilir ya da azalabilir.
Kalp yetmezliğinin nedeni ortadan kaldırılırsa (özellikle bir cerrahi girişimle) bu iyileşme tam bile olabilir.

Evrim, birbirini izleyen tekrarlamalarla olur; her tekrarlama daha güç tedavi edilebilir duruma gelir ve hastayı biraz daha kötüleştirir.
Önce nedenin tedavisi ele alınmalıdır. (Sağ ve sol karıncık yetmezliklerinin «tedavi» bölümlerine bakınız.) Olanak varsa cerrahi girişim denenir.
Ana tedavi az değişiklik gösterir:
—tam dinlenme;
—gerçekten kesin tuzsuz rejim;
—sidik söktürücü ve kalp güçlendirici (dijital) ilaçlar.
En belirgin kötü sonuç olan amboliyi önlemek için, gerekli görülüyorsa pıhtılaşma önleyicilerin verilmesi de bunlara eklenmelidir.
Büyük kalp yetmezliği döneminde tedavi yalnızca hastanede denetlenebilir ve evrime uyarlanabilir.
Hastaneden çıktıktan sonra da hasta uzun süre izlenmelidir. Bu arada, bazı durumlarda (özellikle hastalık nedeni kalp kapağı hastalığı olduğundan) ameliyat, kapak bozukluklarının düzeltilmesiyle kalp yetmezliğini yokederek hastanın yaşamını toptan değiştirebilir.
Ayrıca, eski kalp yetmezlikleri olanlarda, özellikle belirgin kalp atardamarları yetmezliği ile kalp kasının işlevini tümüyle yitirdiği hastalarda tüm tıbbi tedavi etkisiz kaldığında, kalp aktarımı son çaredir.

Leia Mais

Süreğen Akciğer Kalbi

SÜREĞEN AKCÎĞER KALBİ
Süreğen solunum zorluklarının kalbe, özellikle de sağ karıncığa yansımasına süreğen akciğer kalbi denir.
Çoğunlukla, bu hastalığın nedeni akciğer amfizemi, süreğen bronşit (bronş iltihabı) ya da astımdır. Daha ender olarak da omurga ve göğüs kafesi bozuklukları, fibrozlar ya da akciğer ambolileri sonrasında ortaya çıkar.Hastalar genellikle amfizem, astım ya da süreğen bronşitten yakınır. Bu hastalıklar tıkayıcı, süreğen bronş akciğer hastalıkları terimi altında toplanırlar.
Süreğen akciğer kalbini akla getiren ilk belirtiler, genellikle çok geç ortaya çıkarlar. Hasta uzun süredir solunum yetmezliğinden yakınmaktadır (soluk soluğa kalma, öksürük, balgam çıkarma). Özellikle ağır bir solunum enfeksiyonu sırasında, ilk kalp belirtileri gözlenebilir.
Enönemli belirti soluk darlığıdır (genellikle çaba harcama sırasında, daha ender olarak da din lenmede, ayakta ya da yatar durumlarda gelen solunum zorluğu).
Aynı zamanda hastanın yüzünde morarma ve terleme görülür.Hasta öksürür ve özellikle sabahları irinli bal gani çıkarır.Dinlemede çoğunlukla, hastalığın yalnızca akciğer yönüyle ilgili bilgi veren bronş railerinden başka şey duyulmaz.
İkinci bir dönemde bir bronş hastalığı sonucu, sağ karıncık yetmezliği daha belirginleşir. Gene de solunum yetmezliği belirtileri en önemli belirtilerdir: Soluk darlığı; öksürük çıkarma; siyanoz; hattâ bilinç bozuklukları.
Kalbin dinlenmesinde taşikardi (çok hızlı atımlar), üçlü kalp sesi ve kasılma dönemi üfürümü saptanır.
Bacakların şişliği (ödem), atılan sidik miktarının azalması (oligüri) ve elle yoklamada ağrılı karaciğer büyümesi belirlenir.Hastalığın ilk dönemlerinde radyolojik inceleme her zaman tamamlayıcı bilgiler getirmez.Yalnızca elektrokardiyogram, sağ karıncığın büyüdüğünü belirten bazı belirtiler ortaya koyabilir.
Sağ kalbe kadar çıkan bir sonda uygulama, akciğer atardamarında kasılma basıncının özellikle
arttığını gösterebilir. Ayrıca atardamar kan gazlarının incelenmesine başvurulabilir: Oksijen bakımından yoksulluğu ve alyuvar sayısının artışını (polisitemi) ortaya koyar.
Hastalığın gelişmiş bir döneminde radyografide akciğer atardamarının ve sağ karıncığın hacimlerinin arttığı görülür.
Elektrokardiyogram, bu büyümeyi doğrular. Bu dönemde ve daha ileri dönemler süresince kan gazlarının incelenmesi zorunludur: Akciğerlerin durumunun izlenmesine olanak tanır. Oksijen yoksulluğu (hipoksi) ve tersine karbondiyoksit düzeyi yüksekliği saptanır.Kanda eriyen bu karbondiyoksit karbonik asite dönüşür ve plazmayı asit yapar: Bu asidozdur. Asidoz komayla sonuçlanabilir; bu da soluk borusu açılarak tüp sokma yoluyla ya da ağızdan gırtlak yoluyla soluk borusuna tüp sokmayla hastanın solumasına yardım etmeyide oldukça gerektirir.Önceden süreğen bronşite yakalanmış kişilerde, kalp yetmezliği belirtileri erken ortaya çıkmalarına karşın, uzun süre gözden kaçabilir. Filmde de akciğerler normal görünür. Ne var ki, kalp yetmezliği tekrarlamaları oluştukça, enfeksiyon ya da amboli ihtilatları sonucunda evrim ciddi olabilir.
Tersine, amfizemden (yani özellikle soluk sı kısması ve soluk darlığından) yakınan hastalarda film, çok bozuk bir akciğer ve genişlemiş bir göğüs kafesi gösterir; kalp yetmezliği belirtileri de son derece geç ortaya çıkar. Hattâ tek başına amfizem durumunda, yetmezlik ender görülür. Aslında amfizem çoğunlukla süreğen bronşitle birlikte görülür.
Leia Mais

Atardamar Hastalıkları

Atardamarların sertleşmesi (arteroskleroz) atardamar sistemini yozlaştıran ciddi, süreğen bir hastalıktır. Atardamar çeperlerinin kalınlaşması ve esnekliklerini yitirmeleriyle nitelenir. Bu hastalığı tanımlamadan ve açıklamadan önce, atardamarların mikroskopik yapısını anımsamak gerekir.
Atardamar çeperi
İçice 3 tabaka ya da gömlekten oluşur:
— iç gömlek; kana en yakın gömlektir ve iki bölüm kapsar: Endotel ve desteği; endotelin her bozunu, kan akışını bozar ve yerel trombozlara yolaçar (pıhtılar oluşumu);
— orta gömlek; iç gömlekten esnek ve yoğun bir iç zar ile ayrılır; esnek ve kassal liflerden oluştuğundan damarın yumuşaklığını, direncini ve esnekliğini saflar. Esnek bir dış zar, iç gömleği en dış gömlekten ayırır;
— dış gömlek, atardamar ile içinde bulunduğu organ arasında bağlantıyı sağlar; atardamar çeperinin kendine özgü damarlanmasına olanak verir.
Değişik biçimler
Atardamarların sertleşmesinin birbirinden farklı üç biçimi vardır:
Atardamar sertliği; atardamar sertleşmesinin yaşlılık tipi; atardamarcık sertliği.
1) Atardamar sertliği (ateroskleroz)
Son derece ilerleyici bir olgudur; çok erken başlar. 25 yaşını aşmış herkesde az ya da çok atardamar sertliği vardır. Bununla birlikte, klinik yansıma genellikle yaşamın sonuna doğru, dolaşım koşulları atardamar sertliği tarafından tehlikeye sokulduğu zaman belirir. Anatomik olarak hem bir sertleşme (hücrelerarası maddelerin niceliksel artışı nedeniyle bir dokunun patolojik sertleşmesidir; genellikle yavaş gelişen ve gerilemeyen bir süreçtir), hem de bir aterom (damarların iç gömleğine yağ kökenli maddelerin çökmesi ve birikmesi) oluşumuyla kendini gösterir.
Ateroma bağlı bozun
Atardamar çeperinin iç gömleği düzeyinde oluşur ve 4 evrede gelişir:
— iç gömlekte yağ kökenli maddelerin çökmesi ve birikmesi;
— daha dayanıksız duruma gelen çeperin esnekliğini yitirmesi ve sertleşmesi; atardamarın çapı küçülür; bu daralmadır (stenoz);
— çeperin ülserleşmesi ve zayıflayarak kendiliğinden ya da atardamar basıncı etkisiyle yırtılması yaralar düzeyinde kan pıhtıları oluşması: Bu tıkanmadır (tromboz).
2) Atardamar sertleşmesinin yaşlılık tipi (orta gömlek kireçlenmesi)
Atardamar sertleşmesinin yaşlılık tipi, yaşlı kişilerde görülür ve atardamarların sertleşmesi sürecinin evrelerinden biridir. Çeperlerinde kas bulunan atardamarların orta gömleklerinde önce yozlaşmalar, sonra kireçlenmeler bazen de kemikleşmeler belirmesi biçiminde kendini gösterir. Daha çok erkeklerde görülür.
3) Atardamarcık sertliği (arteriyoloskleroz)
Çok küçük atardamarların yani atardamarcıklarm, iç gömleklerinde kalınlaşma ve endotellerinde aşırı gelişme sonucunda çaplarının daralmasıyla nitelenir.
Atardamar sertliği bozunlarının yerleşimi
Bozunlar özellikle, atardamarların çatallanma yerlerine ya da daha kalın bir gövdeden bir atardamarın ayrılma yerinede yerleşir:
— aort düzeyinde (kaburgalararası atardamarların, böbrek atardamarlarının aorttan çıkış yerleri; karın aortu; kalça atardamarları çatalı);
— bacak atardamarları düzeyinde (uyluk atardamarı ve dizardı atardamarı);
— beyin atardamarlarında ve gözde ağtabaka atardamarında;
— kalp atardamarlarında.
Leia Mais

Kalp Kası Enfarktüsü

KALP KASI ENFARKTÜSÜ
Darlığın yaygın olmaması zorunludur.Yaygınsa safen yama tümüyle gereksizdir;çünkü kalp atardamarından geçen kan miktarı yeterince normale döndürülemeyecektir.Bozunlarm öneminin bilinmesinin tek yolu, kalp atardamarlarına X ışınlarını geçirmeyen bir madde verilerek film çekmedir. Böylece, maddenin verilmesinden sonra, atardamarların anatomisi belirir. Dolayısıyle cerrah, ameliyattan önce, girişimi nereye uygulayacağını ve tam başarı şansının ne olduğunu bilir.
Kalp atardamarları ağı tümüyle hastalığa tutulduğu zaman, üç kalp atardamarı gövdesinde de çok yaygın daralmalar gösterecek biçimde köprüleme yapmak olanaksızdır.Enfarktüs, kalp kasında kanlanma azlığına (iskemi) bağlı kütlesel,sistemli ve nispeten yaygın bir doku ölümüdür.Kalp kası enfarktüsünden sözedebilmek için, genellikle boyutları 2 sm’yi bulan ya da aşan bir bozun aranır.
Kullanılan terimler şöyle tanımlanabilir:
— doku ölümü, kalbin kas dokularının ölümüdür;
kalp kasının damarlanması sistemlidir yani her kalp atardamarı dalma, kalp kasının iyice sınırlanmış bir bölgesinin damarlanması uyar. Bu damarlanma uç dallarladır ve kalp kasının her parçasına bir tek atardamar ya da atardamarcık düşer. Dolayısıyle, bir atardamarın tıkanması durumunda, işlevinin bir başkası tarafından yerine getirilmesi sözkonusu değildir.Herhangi bir nedenle atardamarda dolaşım kesilirse, ona uyan kas parçasında kan dolaşımı durur.Bir kalp kası enfarktüsü sonrası yırtılmış kalp (yırtık, fotoğrafın alt bölümünde, görülmektedir).Bu dolaşım durması sürerse, ilgili kas bölümünde doku ölümüne ve kasılma yeteneğinde azalmaya yolaçar. Daha sonra doku yumuşar ve bir ay sonunda, ölen doku liflerinin yerini bağdokusu alır.Hastaların yüzde 90′mda neden, kalp atardamarları sertliğidir. Bozun, üstüne kalp atardamarını tümüyle tıkayan bir trombozun oturduğu bir ya da birçok daralmadan oluşur. Hastaların yüzde 3′ünde, özellikle frengi kökenli aort iltihabının (aortit) ve kalp atardamarı ambolilerinin oluşturduğu ateromsuz bozunlar bulunur.İşlevsel nedenler (yüzde 7) kalp atardamarlarında bozun göstermeyenlerdir.Aort yetmezlik ve darlığı, aorttan, dolayısıyle de ondan doğan kalp atardamarlarından geçen kan miktarını düşürürler. Akciğer ambolileri, kalp atım hacmini azaltır, kalbin işinide böylelikle artırırlar.
Başlıca neden, hemen her zaman kalp atardamarları sertliğidir. Bunun ortaya çıkışını kolaylaştıran etmenler, kalp kası enfarktüsününkilerle karışır.Hastalığın ortaya çıkışını kolaylaştırıcı etmenler
Hastalık en çok 50-70 yaşları arasında görülür. Erkeklerde enfarktüs tehlikesi daha çoktur (kabaca, hastaların yüzde 81′i). Bu durum kadın hormonlarının (östrojenler) atardamar sertliği oluşumundan koruyucu etkisiyle açıklanır. Nitekim, kadmda kalp kası enfarktüsüne yakalanma tehlikesi, yaşdönümünden (menopoz) sonra artar ve 70 yaşını geçmiş bir kadın için bu tehlike, aynı yaştaki erkeğinkiyle aynıdır.Kalp atardamarları hastalıklı aileler vardır ve hastalığa kalıtımsal olarak yakalanma eğilimlerine raslanır. Ama bunları sayılandırmak ya da ölçmek güçtür.Enfarktüslerin yüzde 10′u şeker hastalarında ortaya çıkar ve bu hastalarda enfarktüs tehlikesi 4 kat çoktur. Atardamar sertliği, şeker hastalarının başlıca ölüm nedenidir (yüzde 70).Kalp kası enfarktüsü tehlikesi şişman olmayanlara oranla şişmanlarda 1,5-3 kat yüksektir. Bu tehlike fazla kilo miktarına göre değişir.Atardamar sertliğine, bu arada özellikle kalp kası enfarktüsüne hazırlar. Hasta ne kadar gençse, tütünün rolü o derece fazladır.
Prof. Schwartz’m istatistiklerine göre, 40 yaşından genç erişkinlerde enfarktüslü hastalar arasında sigara içenlerin oranı, bir sağlıklı örnek grubundakilere oranla 1,7 kat yüksektir.
40-45 yaş arası erişkinlerde bu oran 2,4′ tür. 45 yaşından sonra oran düşer. Pipo sigaradan daha az tehlikeli görünmektedir.Özellikle dumanın içe çekilmesi (yutulması) zehirleyicidir.Prof. Lenegre’e göre, kalp kası enfarktüsü geçirmiş 100 erkekten 53′ünde, 100 kadından 76’sında önceden atardamar yüksek basıncı vardır.
Prof. Schwartz e göre, kalp kası enfarktüslü bir toplulukta atardamar yüksek basıncı sıklığının yüzde 38 olmasına karşılık, rasgele seçilmiş bir toplulukta bu sıklık yüzde 13′tür.
Lipit (yağ) ve özellikle kolesterol fazlalığı da hastalığa yakalanmayı kolaylaştıran bir etmendir. 2gr/lt’yeoranla2,6gr/lt’lik bir kolesterol düzeyinde, enfarktüs tehlikesi 3 kat çoktur.
Mayer’in A.B.D ‘nde demiryolu işçileri arasında yaptığı bir soruşturmanın sonuçları, kalp atardamarı bozunlarmdan ölümün kol işçilerinde 1, makasçılarda 1,4, büro memurlarında 2 olduğunu göstermektedir.
Bu sonuç, kalp kası enfarktüsünün ortaya çıkış nedenleri arasında beden etkinliği eksikliğinin, hareketsiz yaşamın rolünü vurgulamaktadır.
Leia Mais

Free Automatic Backlink
Photo blog blogs
Bedava Hit Siteler