Sayfalar

Kadın Sağlığı Ve Kadın Hastalıkları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kadın Sağlığı Ve Kadın Hastalıkları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Temmuz 2010 Cumartesi

Kötücül Yumurtalık Urları


Sıvı içeren urlar olan yumurtalık kistlerinin yanısıra, daha ender raslanan, katı içerikli birçok yumurtalık uru çeşidi vardır.

Yumurtalık Kanserleri

2 grup ayırdetmek gerekir: Birincil kanserler; ikincil kanserler.

Birincil kanserler

İncelenmelerinden, yumurtalık kistlerinin yozlaşması bölümünde sözetmiştik. Bunlar, kistadeno kanserlerdir. Apansızın gelişebilirler ya da bir yumurtalık kistinin evrimine ihtilat olarak eklenebilirler.

Kistlerde olduğu gibi, seröz kanserler ve sümüksü kanserler ayırdedilir.

Seröz kistadenokanserler ya da tomurcuklu seröz kanserler

Bu kanserler, urun gerek içinde, gerekse dışında gelişebilen tomurcuklarla kaplıdır. Seröz kista: denokanserlerin bütün ciddiliğini, bu tomurcuklar oluşturur; çünkü çevreye yayılma ve yavaş »yavaş ve hiç bir engel tanımadan karın zarını, küçük leğeni ve ince barsağı kaplama eğilimindedirler.

Sümühsü kistadenokanserler

İyicil sümüksü kistadenomların, kötücül. yozlaşmasıyla oluşur. Bazen, iki taraflıdır. Kendiliğinden yırtılmalar ve leğen dokularına yapışmalar gösterir. Yırtılma sonucu, jelatinsi madde, karın içine yayılır (karın zarının jelatinsi hastalığı).

İkincil kanserler

Özellikle, aşağıdaki organların kanserleri, yumurtalığa yayılma (metastaz) yapabilirler:

— dölyatağı gövdesi kanseri (dölyatağı mukozası kanseri);

— meme kanseri;

— sindirim sistemi kanseri.

Teşhis

Yumurtalık kanserlerinin teşhisi, yumurtalık kistlerinin teşhisiyle aynıdır. Ama, yakın dönemdeki bir zayıflama ya da leğen ağrıları dikkat çekebilir ve yumurtalık urunun kötücül olduğunu düşündürebilirler.

Yumurtalık kanserinin teşhisi, çoğunlukla ameliyatta tomurcukların bulunmasıyla konur.

Evrim

Evrim, önceden kestirilemez; çünkü, bazı kanserlerin hızla tekrarlamasına karşılık, bazıları uzun süre değişmeden kalır ve iyileşmiş görünürler.

Yüzeyi büyük tomurcuklarla kaplı, kist biçiminde büyük yumurtalık uru. Yumurtalığın birincil kanseri sözkonusudur ve cerrahi girişim gerektirir.

Tedavi

Her şeyden önce cerrahidir.

Gerçekten ameliyat, kesin teşhisin konmasını, kanserin yaygınlığını değerlendirmeyi ve bütün bozunları çıkarmayı sağlar. Kanser teşhisinin. kesin olduğu durumlarda dölyatağınm tümünün ve 2 taraflı dölyatağı borularının çıkarılmasına dayanır.

Tekrarlamaları önlemek için, ameliyatlardan sonra, çoğunlukla ışın tedavisi uygulanır. Ayrıca, çıkarılması gereken yeni tomurcuklar bulunup bulunmadığım denetlemek için 4-6 ay sonra yeni bir girişimde bulunulabilir.

Öteki Yumurtalık Urları

Son derece ender raslanırlar ve genellikle ilgi çekici özellikler gösterirler.

— bazı urlar, cinsel içsalgı belirtileriyle açığa çıkarlar (hormon salgılayan yumurtalık urları). Bunlar, ya kadınlaştırıcı urlardır (küçük bir kızda erken ergenlik belirtilerine, yaşdönümünde bir kadında âdet kanamalarıyla ilgisi olmayan kanamalara, üreme etkinliği dönemindeki bir kadında âdet kanaması bozukluklarına yolaçabilirler) ya da erkekleştirici urlardır (tersine, âdet görmemeye, kıllanmaya ve ses kalınlaşmasına neden olurlar);

— Meigs sendromunda olduğu gibi bazı urlar, göğüs ve karın boşluğunda sıvı toplanmasına yol açarlar; bu sıvı, ancak yumurtalık uru çıkarıldıktan sonra yiter; bağdokusu uru tipinde iyicil bir ur bulunur;

Karın ipine bakma muayenesinde, sol dölyatağı borusunda, başlangıç döneminde ivegen iltihap. Dölyatağı borusunun hacminin arttığı, ödemli ve aşırı damarlı olduğu görülmektedir.

— bazı urlar, yumurtalığın üreme hücrelerinden (yumurtacık hücreleri), yani yumurtacığa dönüşen hücrelerden gelişirler: Bu urlara disgerminomlar denir. Bütün bu urların, ameliyatla çıkarılmaları (bağdokusu uru dışında) gerekir; çünkü, gelecekleri önceden kestirilemez.
Leia Mais

İvegen Döl Yatağı Boruları İltihapları




Dölyatağı boruları iltihapları (salpenjitler) adı il tında toplanan üreme organları enfeksiyonları, dölyatağı borularında sınırlı kalmazlar; birbirleriyle kolayca ilişkide bulunan bütün üreme sistemine (dölyatağı, dölyatağı boruları, yumurtalıklar, hattâ karın zarı) yayılırlar.

Dölyatağı ve borularının enfeksiyonları, eskiden yaşamı tehlikeye sokarlardı. Antibiyotiklerdeki ilerlemelerden bu yana, durum değişmiştir; ancak, hâlâ ciddi bir sorun sözkonusudur, dölyatağı borularını etkileyen enfeksiyon, çok zor tedavi edilebilen bir kısırlığa yolaçma tehlikesi taşıyan geri dönüşsüz bozunlar oluşturur.

Nedenler

Birçok neden bilinmektedir:

— en sık görüleni kuşkusuz, çoğunlukla az ya da çok mikroplu koşullarda gerçekleştirilen düşük yapma girişimleridir; yasal olmayan düşükler, son derece ciddi, hattâ bedenin her yanına yayılan enfeksiyonlara yolaçabilir;

— aynı biçimde, doğum sonrası koşullan da enfeksiyonu kolaylaştırıcı bir etmendir; antibiyotiklerin bulunmasından önce, geleceği kötü olan lohusa humması, önemli bir tehlikeydi;

— dölyatağı boynu ve dölyolu iltihapları, dölyatağı ve dölyatağı boruları enfeksiyonunu kolaylaştırabilirler;

— dölyatağı, dölyatağı boruları filmi çekme, dölyatağı boruları üfürümü, hattâ dölyatağı boyunun yalın ölçümü gibi dölyatağı içinde yapılan işlemler, bir üreme organları enfeksiyonunu başlatmak ya da uyandırmak tehlikesi taşırlar;

— dölyatağı boynunun elektrikle yakılması, enfeksiyonu kolaylaştırabilir.

Bu yüzden, sözkonusu işlem ve muayenelerin dikkatle, kesin mikroptan arındırma önlemleri altında uygulanması gerekir.

Hastalığa yolaçıcı etmenler, 30 yıl önceye kadar, gonokoklar (günümüzde daha ender) ve streptokoklardı (düşüklerin ve doğum sonrası ihtilatlarının sorumlusu). Günümüzde giderek direnci artan mikrop köklerine raslanması, etkenin saptanmasını güçleştirmiştir; etkili antibiyotiklerin seçilebilmesi için, bu mikropların cinslerinin saptanması gerekir.

Teşhis

Burada, klasik dölyatağı borusu iltihabını ele alacağız.
Klinik belirtiler

Teşhis, 3 özgün belirtiye dayanır :

— karnın alt bölgelerinde (çatı bölgesi) yerleşen ağrılar,

— yüksek ateş;

— dölyolundan parmakla muayeneyle başlatılan şiddetli ağrı.

Sorgu

Değerlidir ve şunlar üstüne bilgi verir :

— çoğunlukla, apansız başlayan ilk belirtiler;

— hastalığı kolaylaştırıcı olası etmenler (yeni doğum, düşük, dölyatağı içinde bir işlem);

— cinsel ilişkiyle bulaşma olasılığı;

— olası yeni âdet kanaması bozuklukları. Sorguda ayrıca, irinli beyaz bir akıntı belirip

belirmediği araştırılır ve bir gebelik olasılığı ayırdedilir. Hastadan, ağrısının niteliğini (bıçak saplanır gibi ağrılı nöbetlerle giden sürekli ağırlık duygusu) ve yerini (çatı üstünde ya da kamın bütün alt bölgesinde ) belirlemesi istenir.

Sonra sidik torbası ağrısı, ishal ve göden barsağı ağrıları, bazen bulantılar, kusmalar, ender olarak da dışkı ve gaz çıkaramama gibi, birlikte bulunabilecek belirtiler araştırılır.

Ateşin yüksek olduğu (38°-40°C) öğrenilir. Nabız, ateşle bağlantılı olarak hızlanmıştır.

Bu dönemde, genel durum iyidir.

Klinik muayene
Hekimine inanmış ve kendini kasmayan bir hastada. yumuşak ve dikkatli biçimde yapılmalıdır.
Karnın elle muayenesi

Ağrılı. bölgeyi ortaya çıkarmak ve bir karın zarı iltihabı olasılığını elemek için, karın bölgesinin yöntemli biçimde elle muayenesi gerekir : Karın kaslarında kasılma yoktur. Sonra, dış üreme organlarının gözle muayenesiyle bu düzeydeki enfeksiyon ortaya çıkarılır: Kanlı akıntı ya da beyaz akıntı.

Sidik yolu, Skene bezleri ve Bartholin bezleri düzeyinden örnekler alınıp laboratuvarda incelenerek, belsoğukluğu bakterileri araştırılabilir.

Spekulum

Spekulum, hastaya dikkatle yerleştirildikten sonra, önce dölyolu, sonra da dölyatağı boynu incelenir. Bu düzeylerde, her zaman bir enfeksiyon vardır. Dölyatağı boynu, kızarmış ve tahriş olmuştur; beyaz akıntı, az ya da çok miktardadır ve çoğunlukla irinlidir. Bakteri incelemeleri yapmak amacıyla bölgeden örnekler alınabilir.

Dölyolundan parmakla muayene

Kadm doğum muayenesinin bu bölümü, son derece yararlı bilgiler sağladığı için mutlaka uygulanmalıdır. Özellikle her iki yan çıkmazda ağrı saptanması, dölyatağı boruları düzeyinde bir iltihap bulunduğunun belirtisidir. Dölyatağı boynunun hareket ettirilmesiyle ağrı uyandırılmaysa, dölyatağının da enfeksiyondan etkilendiğini gösterir. Ayrıca, yan çıkmazlar düzeyinde bir kalınlaşma, hattâ dölyatağımn her iki yanında çift yanlı ve ağrılı urlar algılanabilir.

Ağrının şiddeti değişkendir; bazen muayenenin sürdürülmesini engelleyebilir. Bu sonuncu durumda, bir apseden kuşkulanmıyorsa, göden barsağınm parmakla muayenesi uygulanmalıdır.

Yerleşme döneminde ivegen dölyatağı borusu iltihabı. M. Miyom, — Y. Yumurtalık. — B. Dölyatağı borusu.

Bu klinik muayenenin sonunda, dölyatağı borusu ya da dölyatağı, dölyatağı borusu iltihabı teşhisi konmuş olur ve tamamlayıcı muayenelerle kısa sürede doğrulanabilir.

Tamamlayıcı muayeneler

Bunlardan bazıları, fazla önemli değildir; ama teşhisi doğrulamak bakımından uygulanmaları gerekir. Sözgelimi, kan sayımında akyuvarlarda bir çoğalma olduğu ve kanın çökme hızının arttığı saptanır.

Bakteri incelemesi

İncelenecek örnekler iyi alınmışsa ve laboratuvar yakınsa, büyük yararlar sağlar. Bir antibiyotik çizelgesiyle birlikte besiyerinden pozitif bir sonuç elde edilmesi, tedaviye büyük ölçüde yardımcı olur.

Karın içine bakma muayenesi

Dölyatağı boruları bozunlarını (hacmi artmış, kırmızı renkli ve ödemlidirler; saçaklar kalınlaşmıştır ve birkaç damla irin fışkırtırlar), enfeksiyonun küçük leğene yayılışını, yumurtalıkların durumunu ve Douglas çıkmazında irinli bir sıvı bulunduğunu gösterdiğinden, dölyatağı borusu iltihaplarının teşhisinde son derece yararlıdır. Ayrıca, bakteri incelemeleri için irinli sıvıdan örnekler alınmasını sağlar ve eski bozunları ortaya çıkarabilir; karın zarı boşluğuna, hattâ enfeksiyon bölgesinin tam üstüne antibiyotiklerin verilmesine olanak sağlar; ivegen apandis iltihabı (acil girişim gerektirir) gibi başka bir karın boşluğu hastalığının ayırdedilmesini sağlar.

Ne var ki, hastanın cerrahi servisi bulunan tıbbi bir merkeze yatırılmasını ve uzmanlaşmış personel gerektirdiğinden, henüz yeterince yaygınlaşmış bir yöntem değildir. Bu nedenle, uygulama olanağı bulunmayan durumlarda, fazla beklemeden antibiyotiklerle saldırı tedavisine girişmek uygun olur.

Ciddi biçimler

Dölyatağı borusu ya da yumurtalık apsesi

Dölyatağı borusu apsesi, en çok raslanan hastalıktır. Çoğunlukla, yeterince tedavi edilmemiş ivegen dölyatağı borusu iltihabı ya da gizli kalmış bir üreme organları enfeksiyon sonrasında ortaya çıkar.

Klinik tablo, ivegen dölyatağı borusu iltihabı nöbetini andırır; ama tabloya inişli çıkışlı bir ateş eklenmiş, kanın çökme hızı çok artmıştır.

Teşhis, dölyolundan parmakla muayenede dölyatağmın yan taraflarında yumuşak ve çok ağrılı bir yumru algılanmasıyla konur.

Sol dölyatağı borusu irinli iltihabı. Dölyatağı borusu irinle dolmuş, karın zan içine uzanmıştır. Dölyatağı borusu iltihabından daha ciddi olan bu biçim, bir karın zarı iltihabına yolaçar. — 1. Sidik torbası. — 2. Dölyatağı. — 3. İrin.

Uygulama olanağı varsa, karın içine bakma muayenesi, teşhisi doğrular (genişlemiş dölyatağı borularının içinde fazla miktarda irin toplanmıştır); bozunların tam bir bilançosunun yapılmasını ve iğneyle girerek apsenin boşaltılmasını sağlar; apse bütünüyle boşaltılmalı ve apse cebi içine iğneyle antibiyotikler verilmelidir. Bakteri incelemeleri yapmak için, irinli sıvıdan örnek almak da unutulmamalıdır.

Leğen organları ve çevrelerindeki kann zarının iltihaplanması

Nedenleri, üreme organlarının dışına taşmış ve küçük leğeni etkilemiş şiddetli enfeksiyonlardır. Dölyatağı, dölyatağı borusu, yumurtalık, karın zarı, ince barsağm küçük leğende yeralan bölümleri, yapışıklıklar yaparak bir savunma sistemi oluştururlar (iltihap kökenli leğen uru).

Hastalığın klinik tablosu, ciddi bir leğen enfeksiyonu biçimindedir. Bütün genel ve işlevsel belirtiler artmıştır; klinik muayenede, özellikle iki belirti dikkati çeker:

— elle muayene sırasında, karında bir kas direnci, hattâ bir kasılma bulunması (kasılma, daha çok karnın alt bölgesindedir ve yukarı doğru göbeği aşmaz);

— dölyolundan parmakla muayenede küçük leğende ağrılı bir kütle.

Douglas çıkmazı apsesi

Karın boşluğunun en alt bölümünde bir irin birikmesiyle tanımlanır. Çoğunlukla, yetersiz tedavi uygulanmış ivegen dölyatağı borusu iltihabını izler.

Kadın doğum muayenesinde, özellikle de göden barsağınm parmakla muayenesinde, Douglas çıkmazını dolduran, yumuşak kıvamlı, az ya da çok hacimli, iltihap kökenli bir ur bulgulanır.

Teşhis, dölyolunun arka çıkmazı düzeyinden Douglas çıkmazına iğneyle dirilerek doğrulanır.

Tehlikeli biçimler Karın zarı iltihabı

Yaygın karın zarı iltihabına (peritonit), günümüzde çok ender raslanır; ama karın zarının leğen organları ve çevresindeki karm zarının iltihaplanmasının genelleşmesi, özellikle de bir dölyatağı borusu irinlenmesinin (apse) karın zarı boşluğuna yırtılması gibi ciddi biçimlerin ihtilatları olarak ortaya çıkabilirler.

Hastalığın klinik tablosu, giderek ciddileşen bir enfeksiyon görünümündedir:

— genel durum bozulması;

— her zaman yüksek ateş;

— sürekli ağrılar;

— sindirim sistemi belirtilerinin (bulantı, kusma, v.b.) ortaya çıkması.

Elle muayenede karın zarı iltihabının başlıca

belirtisi ortaya çıkarılır: Karın kaslarında giderilemeyen ve ağrılı bir kasılma. Bütün karın bölgesinde genelleşmiş bu enfeksiyon tipinde, nedeni saptamak ve tedavi etmek için acil cerrahi girişim uygulamak gerekir.
Asivegen biçimler

Asivegen biçimlere, günden güne daha çok rastlanmaktadır. Bazen, kesin teşhis konmadan uygulanmış ya da yetersiz dozlarda bir antibiyotik tedavisinden sonra gelişirler.

Belirtiler, niteleyici değildir. Klinik tabloya, yorgunlukla artan bir ağrı egemendir. Genellikle, ateş yükselmesi yoktur. Muayenede, önemli bozunlar bulunur: Leğen bölgesinde, çoğunlukla hareketsiz, elle muayenede az ya da çok ağrılı kütleler. Kanın çökme hızı artmıştır. Bozunları göstererek kesin teşhis koyduracağından, mutlaka karın içine bakma muayenesi uygulanmalıdır.

Ayırıcı Teşhis

Karın içine bakma muayenesinin uygulanmaya başlanmasından önce, teşhis son derece güçtü; antibiyotik tedavisi gerektiren bir dölyatağı borusu iltihabının mı, acil girişim gerektiren bir apandis iltihabının mı, bir dış gebelik (dölyatağı dışı) durumunun mu, bir yumurtalık kistinin mi sözkonusu olduğunu saptamak nerdeyse olanaksızdı.

Günümüzde iki olasılık vardır: Hastanın, tam donatımlı bir hastaneye yakın olduğu durumlarda karın içine bakma muayenesi uygulanır ve sorun çözülür; bu muayeneyi uygulama olanağı yoksa, tam bir teşhis konamaz.

Dölyatağı borusu iltihabının mı, yoksa apandis iltihabının mı sözkonusu olduğundan en küçük kuşkuda, cerrah, girişimde bulunarak apandisin durumunu incelemeyi yeğ tutmalıdır.

Koruyucu tedavi

Cinsel hastalıkların önlenmesinde çok önemli adımlar atılmış olmasına karşın, hâlâ yapılması gereken pek çok şey vardır :

— cinsel enfeksiyonlara karşı (özellikle, son zamanlarda belirgin bir artış gösteren belsoğukluğuna karşı) koruyucu önlemler alınması ve hastalıklar ortaya çıktığında elden geldiğince erken ve etkili tedavi;

— düşük ve doğumlardan sonra enfeksiyonlara karşı önlemler alınması ve koruyucu bir tedavi uygulanması.

İyileştirici tedavi

İyileştirici tedavinin ilkeleri şunlardır:

— tedavi her şeyden önce acildir; çünkü, hastayı iyileştirmek, özellikle de, elden gelen bütün olanaklara başvurarak geçirgenliklerini korumak amacıyla, dölyatağı borularının anatomilerine uygun olarak düzelmelerini sağlamak gerekir. Tedavinin erkenliği, hastalığın geleceğini büyük ölçüde etkiler ve izler bırakmasını önemli ölçüde engeller;

— genellikle ilaç tedavisidir; iltihap giderici ilaçlara ve antibiyotiklere dayanır. Antibiyotikler, bakteri incelemelerinin sonucuna göre saptanarak, erken dönemde ve etkin biçimde uygulanmalıdır.

Antibiyotik tedavisi çoğunlukla, ilacın en iyi biçimde yayılmasını sağlayan damar içi iğneler biçiminde sürdürülür ve yüksek dozlarda karma antibiyotikler biçiminde uygulanır.

Ama, tedavi sıkı bir denetim gerektirdiğinden, bu uygulamaların tıbbi merkezlerde yapılması yerinde olur. Haftalarca sürdürülmesi gereken bu tedaviye, dölyatağı borularında sertleşme ve yapışıklıkların oluşumunu önlemek amacıyla, kortizon türevleri tipinde iltihap giderici ilaçlar eklenmelidir.

Hastalığın, apseli ya da karın zarı iltihaplı biçimleri, irinli dölyatağı borusu iltihapları ve yumurtalık apseleri, cerrahi girişim gerektirir. Girişim çoğunlukla, bozunun çıkarılmasına dayanır; sonra, karın zarı içi temizlenmeli ve antibiyotik tedavisine başlanmalıdır.

Bozunlar, aşırı büyükse ya da başka bozunlar da varsa (miyom, v.b.), hastanın yaş durumuna göre, dölyatağı borusu ve yumurtalıkları da kapsayan bir dölyatağı çıkarma işlemine başvurmak gerekir.

Döl Yatağı – Döl Yatağı Borusu Enfeksiyonlarının İzleri

Tedavi, ne kadar erken dönemde başlarsa başlasın ve ne kadar etkili olursa olsun, bir dölyatağı, dölyatağı borusu enfeksiyonunun izler bırakma olasılığı çok fazladır. Böyle durumlarda dölyatağı borularında sıvı toplanması (hidrosalpenks) ya da dölyatağmm konumunda bir anormallik gibi çok çeşitli bozunlar ortaya çıkabilir. Bütün bu bozunlar, çatı bölgesinde ağrılara ve kısırlığa neden olabilirler.

İzler (ağrılar ve kısırlık) bırakmasını önlemek amacıyla, ivegen dölyatağı borusu iltihaplarının hızla tedavi edilmesi gerekir.
Leia Mais

Süreğen Döl Yatağı Borusu İltihapları


İvegen bir dölyatağı borusu iltihabı sonucunda dölyatağı boruları, yumurtalık ve bunların çevresindeki karın zarında oluşan kalıntı nitelikli süreğen iltihaplı bozunlar bu ad altında toplanır.

Teşhis

Klinik belirtiler

Süreğen dölyatağı borusu iltihaplarının başlıca iki belirtisi vardır :

— bel ve kasık ağrıları;

— kısırlık.

Çoğunlukla, bu iki belirti birliktedirler. Âdet bozuklukları ve beyaz akıntı da teşhise yardımcı belirtiler arasında sayılabilir.

Bel ve kasık ağrıları

Yorgunlukla ve ayakta dururken artan, âdet günlerinde şiddetlenen, dinlenmeyle azalan yanma, ağırlık duygusu biçiminde ağrılardır.

Kısa sürede, kadının ruhsal durumuna yansırlar. Bu ağrılara, âdet kanaması dışında ağrılar ve beyaz akıntılar eşlik edebilir.

Kısırlık

Bazı kadınlarda, bir kısırlıkların nedenleri aranırken, dölyatağı borularının küçülmesiyle sonuçlanmış, az ya da çok ağrılı bozunlar ortaya çıkarılabilir. Hastaların geçmişinde, her zaman bir ivegen dölyatağı borusu iltihabı, düşük yapma girişimini ya da bir doğumu izlemiş ateş yükselmesi, ivegen irinli apandis iltihabı ya da nedeni anlaşılamayarak yanlış yere antibiyotik tedavisi uygulanmış karın ağrıları gibi bir enfeksiyon olayı saptanır.

Dölyolundan parmakla muayene, çoğunlukla ağrılıdır. Bunun nedeni, dölyatağının konumunun değişmiş olması ya da dölyatağmın yanında ağrılı bir kütle bulunmasıdır.

Tamamlayıcı muayeneler

Teşhisin sağlanması için gereklidirler. Kan sayımı ve kanın çökme hızının ölçülmesi, hâlâ gelişmekte olan bir enfeksiyon varsa, açığa çıkarır.

Özellikle, şu iki incelemenin yapılması gerekir.

Dölyatağı, dölyatağı borusu filmi çekme

Ancak, bir enfeksiyon belirtisi yoksa ve gerekirse, antibiyotik tedavisi uygulanarak yapılmalıdır.

Dölyatağı borusu bozunlarım, dölyatağı borusu iltihabı izlerini ve borulardaki bir tıkanıklığı ortaya çıkarabilir. Karşıt madde, dölyatağı borularına girmez ya da ampul düzeyinde bir tıkanıklık saptanır.

Karın içine bakma muayenesi

Karın içine bakma muayenesi, röntgen bulgularını tamamlayıcı bir yöntemdir; bozunlarm yerinin ve yaygınlıklarının görülmesini sağlar.

Çoğunlukla, yumurtalıklar, karın zarı ve sigmamsı kalın barsak üstündeki yapışıklıkları açığa çıkarır ve dölyatağı borularının durumlarını gözden geçirmeyi sağlar.

Dölyatağı borularının incelenmesi: Boruların geçirgen olup olmadıklarını anlamak için, dölyatağı içi yolla tek ya da çift yanlı olarak dölyatağı boruları içine metilen mavisi verilir ve gözle incelenir. Yöntem, ayrıca yumurtalıkların durumunu gözden geçirmeyi sağlar: Bazen, süreğen kistli yumurtalık iltihabına yolaçabilen bir bağdokusu artışı saptanır.

Ayrıca, karın içine bakma muayenesiyle dölyatağı mukozası adacıklarının leğen içi yerleşimi ya da geniş bağın yırtılması (Masters ve Ailen sendromu) gibi birleşik bozunlar ortaya çıkarılabilir.

Yöntem, tedaviye de yön verir :

— hasta, kısırlıktan ötürü hekime başvurmuşsa ve bozunlarm durumu dölyatağı borularında bir işlev düzelmesi olasılığı bulunduğunu gösteriyorsa, koruyucu bir tedavi uygulanır;

Süreğen dölyatağı borusu iltihabı. Hastalık ivegen bir dölyatağı borusu iltihabını izleyerek ortaya çıkar. Beliren yapışıklıklar, dölyatağı borusunu dölyatağmın arka yüzüne birleştirir ve yumurtalığı örter. Dölyatağı borusunun ucu tıkanarak kısırlığa yolaçar. — OD: sağ yumurtalık. — TD. Sağ dölyatağı borusu.

— dölyatağı borularının düzelmeyecek biçimde yıkıldığı ve şiddetli sancılar bulunan hastalarda, dölyatağı borusu çıkarma girişimine başvurulur.

Yapışıklıklarla kaplı sağ yumurtalık. Organda eski bir enfeksiyonun (dölyatağı borusu iltihabı, karın zarı iltihabı) yolaçtığı nedbe tepkileri yumurtalığın biçimini bozmuştur. Sağda, süreğen kistti yumurtalık iltihabı sonucunda biçimi bozulmuş büyük yumurtalık.
Leia Mais

Döl Yatağı Borusu Kanseri




Dölyatağı borusu kanseri, kadın üreme organları kanserlerinin yüzde 0,1-1′ini oluşturur. Çoğunlukla, klinik muayeneyle teşhis edilemez; genel kanser araştırma incelemelerinin uygulanması gerekir.

Nedenler

Dölyatağı borusu kanseri, yaşdönümüne yaklaşmış ya da yaşdönümüne girmiş kadınlarda ortaya çıkar.

Dölyatağı borularmdaki süreğen bir enfeksiyon, ortaya çıkışını kolaylaştırabilir.
Anamotik Görünüm

Bozun, çoğunlukla, kapalı bir dölyatağı borusunda gelişir. Biçimi, yalın dölyatağı borularında sıvı toplanması ya da kan toplanması gibidir. Boyutu değişken, ender olarak çok büyüktür. Borular morarmış, birçok iltihaplı yapışıklık ortaya çıkmıştır.

Mikroskopta, dölyatağı mukozasının salgı yapısını gösteren bir kanser (adenokarsinom) görülür.

Klinik belirtiler

Sulu akıntı

Hastalığın başlıca belirtisi, çoğunlukla berrak, bazı hastalarda kanla karışık olan bir sıvı salgılanmasıdır. Akıntının sona ermesinden sonra, dölyatağı boruları boşalmış olduğundan, satıcı tipindeki çatı bölgesi ağrıları da son bulur. Pek tipik olmayan biçimlerde, sulu akıntının teşhise fazla yararı olmaz; daha çok, âdet kanaması dönemi dışında kanamalara benzer.
Ağrılar

Mutlaka bulunmazlar ve geç dönemlerde ortaya çıkarlar; ya dölyatağı borularının gerilmesinin sonucu olan sancı tipinde ağrılardır ya da enfeksiyon eklenmesinin sonucu olan yalın ağrılardır.

Klinik muayene
Bazen, evriminin dönemine ve dölyatağı borusunun gerilme derecesine bağlı olarak dölyatağı çeperinde bir kütle ortaya çıkarılabilir. Ama, genellikle, klinik muayenede bir şey bulunamaz.

Yalın bir dölyatağı borusu hastalığı sırasında, teşhisi koymak için, klinik muayene yeterlidir; ama, bir kanserin teşhisi için, yeterli değildir ve tamamlayıcı muayeneler uygulamak gerekir.

Tamamlayıcı muayeneler

Karın içine bakma muayenesi

Yapışıklıklara çok sık raslanması ve dölyatağı borusunun belirgin görünümü nedeniyle, çoğunlukla bu incelemeye gerek duyulmaz.

Dölyolu mukozası hücre incelemesi

Pozitif sonuç verdiği durumlarda, son derece yararlıdır. Ama, genellikle, negatif sonuçlar alındığından, teşhis daha çok cerrahi yöntemlerle sağlanır.

Dölyatağı, dölyatağı borusu filmi çekme

Tipik biçimlerde türdeş olmayan, kenarları düzensiz dölyatağı borusunda sıvı toplanması görünümü vardır. Bu görünümler, değişik filmlerde değişmez; ama, yalın bir dölyatağı borularında sıvı toplanması görüntüsü de olabilirler. Yöntemin değeri, dölyatağı borusunda bir anormallik göstermesidir; sözkonusu anormalliğin klinik belirtilerle birlikte bulunması, yaşdönümüne yakın ya da yaşdönümüne girmiş kadınlarda kanserden kuşkulanmaya yöneltir.

Evrim

Uzun süre, dölyatağı borusunun içinde, kapalı biçimde gelişen hastalık, her şeyden önce yereldir; ama; tedavi uygulanmazsa, çok kötü sonuçlar doğurabilir. Yayılma, çeşitli biçimlerde olabilir:

— dölyatağı borusundan yumurtalığa, daha sonra da dölyatağına ve komşu organlara (karın zarı, sigmamsı kalın barsak, sidik torbası) doğru yavaş bir biçimde;

— kan ya da lenf yoluyla yumurtalık ve dölyatağına sıçramalar biçiminde.

Tedavi

Hastalığın tedavisi, yalnızca cerrahi yöntemlere dayanır. Her iki borunun da çıkarılmasıyla birlikte, dölyatağı borusu çıkarma girişiminden sonra, ışın tedavisi uygulanır.
Leia Mais

Döl Yatağı Miyomu


Nedenler

Dölyatağı miyomları (düz kas urları), dölyatağının düz kaslarının liflerinde gelişen iyicil urlardır. Bu bozunlara, kadın doğum muayeneleri sırasında, oldukça sık (yüzde 20) Taşlanmaktadır.

Hastalar, genellikle, cinsel etkinlik çağında,

Dölyatağı miyomları. — A. Miyomların çeşitli yerleşme bölgeleri.
— 1. Serozaaltı saplı miyomu.
— 2. ve 3. Çeper içi miyomu.
— 4. Mukozaaltı saplı miyomu.
— B. Dölyatağı boynu miyomu (çok ender görülür).
— C. Mukozaaltı miyomu bulunan dölyatağınm kesiti.
— D. Kas tabakası içinde gelişmiş çeper içi miyomu.

35-50 yaşları arasında kadınlardır. Bu urlar, ergenlik çağından önce görülmez, yaşdönümünden sonra da evrimi durur. Nedenleri tam olarak bilinmemektedir.

Anatomik Görünüm

Görünüm
Yuvarlak ve kenarları düzgün bir urdur. Kesiti yapıldığında, pembe ya da fildişi renginde olduğu görülür. Miyom, dölyatağı kasından bir kılıfla ayrılmıştır. Bu durum, çıkarılmasını kolaylaştırır.

Mikroskop altında incelenmesinde urun, dölyatağı kasının liflerine benzer düz kas liflerinin birbirine geçmesinden oluştuğu görülür. Bu urların yapısında, her zaman bağdokusu bulunur. Bazen, bağdokusu fazlaca olursa, bağ dokusu kas uru (fibromiyom) diye nitelenir. Her iki öğe, urun içinde değişik oranlarda bulunur.

Bağdokusu kas urları, fazla damar kapsamayan urlar olduklarından, ödem ve doku ölümü biçiminde değişiklikler geçirirler.

Yeri

Dölyatağında miyomlar, başlıca şu bölgelerde görülürler:

— dölyatağı gövdesinde: En sık raslananlardır (yüzde 96);

— isthmusta;

— dölyatağı boynunda.

Dölyatağı kasıyla ilişkilerine göre de, miyomlar şöyle sınıflandırılırlar :
— mukozaaltı miyomlan: Dölyatağı mukozasının hemen altında yeralan bu urlar, mukozayı iterler ve böylece, dölyatağı boşluğu içine doğru yuvarlakça bir kütle biçiminde kabarırlar. Bunlar, bazen saplıdır, dölyatağı boynu, hattâ dölyolu içine girerler;

— çeper içi miyomlan: Mukozaaltı miyomlarından çok daha sık raslanır, kas tabakası içinde gelişerek biçim bozukluklarına yolaçar ve dölyatağını büyütürler (bütününü ya da bir yanını);

Karşıt madde verilerek çekilmiş dölyatağı filmi. Dölyatağı boşluğu, içinde yeralan miyom nedeniyle şişmiş, hacmi artmış ve biçimi bozulmuştur. Miyom, boşluk içinde açıfe renkli görülen yuvarlak ve düzgün yapıdır.

— Serozaltı bağdokusu urları: Dölyatağmın yüzeyinde gelişerek bir kabartı yaparlar ; bir sapçık oluşturarak, dölyatağına yalnızca ince ve düzensiz bir şeritle bağlanan bağımsız bir ur durumuna gelebilirler.

Bu sonuncu durumda, teşhis daha kolaydır, yalnızca dölyatağı boruları ve yumurtalık urlarının (özellikle, yumurtalık kisti) ayırdedilmesi gerekir.

Miyomlar, küçük leğen içinde kalarak, çeşitli yönlere doğru gelişme gösterebilirler :

— sidik torbasını iterek sıkıştıran ön taraf miyomlari;

— Douglas çıkmazı içine gömülerek, göden barsağını sıkıştıran arka taraf miyomlari;

— geniş bağın içinde, sınırlı bir yayılma gösterdikten sonra, ya işlevsel bozukluklara neden olan ya da sidik borularının sıkışmasına yolaçan yan taraf miyomları (özellikle, dölyatağı boynu urları).

Bu urlar (özellikle de, dölyatağı tabanı miyomlari ve serozaaltı saplı miyomlan), karın boşluğuna da geçebilirler.

Teşhis

Klinik belirtiler
Hasta, 35-50 yaşları arasında, çocuksuz ya da tek çocuklu bir kadındır; dölyatağı kanamaları, bazen çatı bölgesinde bir ağırlık, karın boşluğunda bir hacim artışı, sidik çıkarma bozuklukları ya da kısırlık nedeniyle hekime başvurmuştur.

Dölyatağı kanamaları

Tek kesin belirti, uzun süren, içlerinde pıhtılar bulunan, aşırı kanamalar biçiminde âdet kanamalarıdır (menorajiler). Her çevrim süresince, ancak, birkaç gün kesilirler.

Âdet kanaması dönemi dışında kanamalar (metrorajiler) bulunması durumunda, miyomdan başka bir hastalık akla gelmelidir.

Bu iki kanama biçiminin birarada görülmesine (menometroraji) çok sık raslanır ve genellikle (3/4 oranında) bir mukozaaltı yerleşimli miyomun ya da dölyatağı boşluğu içinde saplı bir urun bulunduğunun belirtisidir.

Çatı bölgesinde ağırlık duygusu

Birlikte, başka bozunlar ve ihtilatlar bulunmayan bir miyom, ağrılı değildir. Çatı bölgesinde ağrılar (bel ve kasık ağrıları) varsa, yalın bir miyomun dışında bir hastalık ya da urun yolaçtığı bir ihtilat düşünülmelidir.

Solda, dölyatağında serozaaltı miyomları (5′i görünmekte).
— 1 ve 2. Miyomlar.
— 3. Dölyatağı.
— 4. Dölyatağı borusu.
— 5,6 ve 7. Miyomlar. Sağda, dölyatağının arka yüzünde büyük bir serozaaltı miyomu görülmektedir. Uru organdan ince bir sapla ayrılır.
— 1. Dölyatağı borusu.
— 2. Yumurtalık özel bağı.
— 3. Dölyatağı.
— 4. Yumurtalık.
— 5. Miyom.

Karın boşluğu hacminin artması

Uzun süre gizli kalmış serozaaltı saplı miyomunun sonucudur.

Sidik çıkarma bozuklukları

Tek niteleyici bozukluk, sabahları ivegen sidik tutukluğudur. Nedeni, Douglas çıkmazı içinde bulunan bir arka taraf miyomunun dölyatağı boynunu itmesi, dölyatağı boynunun da sidik torbasını sıkıştırmasıdır. Gündüzleri, çok sık sidik çıkarma isteği ve sidik tutamamanın, miyomları niteleyici özelliği yoktur.

Kısırlık

Bir miyomun, kısırlığın ana ve tek nedeni olmasına çok ender raslanır; daha çok peşpeşe düşüklerden sorumludur.

Klinik muayene

Karın boşluğunun elle muayenesi bazen, bir karın urunun ya da dölyatağında düzgün bir hacim artışının (3-4 aylık bir gebeliği akla getirir) ortaya çıkarılmasını sağlayabilir.

Spekulum muayenesinde, miyomun dölyatağı boynunda yeraldığı hastalar dışında, genellikle bir şey görülmez. (Dölyatağı boynunda miyom varsa, dölyolu şişmiş, dölyatağı boynu beden orta çizgisinden yana doğru kaymıştır; bu nedenle, görülmesi güçtür.) Mukozaaltı yerleşimli saplı urlar, özel bir durumdur; saplı olan bu urlar (polip), aşağı inerek itilip, dölyatağı boynu dış deliğinde ortaya çıkabilir.

Dölyolundan parmakla muayene ve karnın elle muayenesi birarada uygulanır ve klinik muayenenin temelini oluştururlar.

Dölyatağı miyomu, tipik olarak sert ve organa bütünüyle yapışık bir urdur; dölyatağı ile arasında hiç bir birleşme izi bulunmaz, dölyatağı boynuyla birlikte hareketlidir. Çok sayıda miyom bulunması, çok düğümlü bir ur halinde dölyatağını maskeler.

Miyom, dölyatağı ya da leğen boşluğundaki yerine bağlı olarak, bazı özel görünümler de alabilir. Sözgelimi serozaaltı saplı miyomunda, ur dölyatağına bağımlı değildir ve sanki öteki organlarla (yumurtalık, dölyatağı borusu) ilgiliymiş gibi görünür.

Dölyatağının, her yanının eşit biçimde büyümesi durumunda, urdan çok gebelik üstünde durulmalıdır.

Görüldüğü gibi, klinik muayene, tam anlamıyla yeterli kanıtları sağlayamadığından, kesin teşhis için, her zaman tamamlayıcı muayeneler uygulamak gerekir.

Tamamlayıcı muayeneler

Dölyatağı, dölyatağı boynu filmi çekme
Bir üreme organları enfeksiyonu ya da gebelik olasılıkları bir yana bırakıldıktan sonra uygulanır. Âdet çevriminin birinci evresinde, alınan çok sayıda film, dölyatağı boşluğundaki biçim bozukluklarını (uzama, şişme, büyüme) ve kaymaları gösterir; ama, dölyatağının kenarları düzenli kalır.

Muayene sırasında, iki özel durumla karşılaşılabilir : Ur, serozaaltı saplı miyomuysa, dölyatağı boşluğu normal durumunu koruyabilir. Mukozaaltı saplı miyomu sözkonusuysa, dölyatağı boşluğunda, ura uyan bir boşluk görünümü saptanır.

Kan incelemeleri
Uygulanan başlıca yöntemler, kan sayımı ve kanın çökme hızının saptanmasıdır. Dölyatağı kanamalarının önem derecesini ve genel duruma yansımasını değerlendirmeyi sağlar.

Dölyatağının arka yüzüne ince bir sapla bağlanmış büyük bir miyom. Ur, bu ince sapı nedeniyle yetersiz bir damarlanma gösterdiğinden bir doku ölümüne doğru gitmektedir. Olaya özellikle gebelikte görülen miyomlarda sık raslanır.
— 1. Yuvarlak bağlar.
— 2. Dölyatağı.
— 3. Dölyatağı boruları.
— 4. Miyom.

Boşaltım sistemi filmi
Damar içine karşıt madde verilerek, boşaltım sistemi filmi çekme, gömük ya da hacimli miyomlarda uygulanır.

Evrim

Hastaların çoğunda miyomların evrimi, genellikle iyidir; hiç bir büyük ihtilat eklenmez (bu arada, bazı işlevsel belirtilere yolaçabilir). Ama, ender olarak, bazı ihtilatlara Taşlanabilir.

Bağdokusu urlarının kendi oluşturdukları ihtilatlar

Kanamalar

Kanama, en sık raslanan ihtilattır. Kanamaların sürekli tekrarlamalarla kansızlığa yolaçtıkları hastalarda, cerrahi girişim uygulamak gerekir.

Kanamalar, özellikle, mukozaaltı ve dölyatağı boşluğu içi miyomlarına özgü ihtilatlardır. Önemsenemezlerse, daha ciddi kanamalar ortaya çıkarak hastanın yaşamını tehlikeye sokabilir.

Mekanik ihtilatlar

Klinik belirtilerin ivegen biçimde ortaya çıkması, şiddetli sancılara ve göden barsağı ya da sidik torbasının bası altında kalma belirtilerine yolaçan bir mukozaaltı saplı miyomunun dönmesi, bulantı ve kusmalarla birlikte karın boşluğunda, apansız ve şiddetli bir sancıya yolaçar.

Bazı yapı değişikliklerine de raslanabilir:
— miyomun dolaşım bozukluğuna bağlı doku ölümü ve ikincil enfeksiyon, 38°C ateşle birlikte, çeşitli şiddetlerde ağrı ve sancılara yolaçar; kanın çökme hızı da artmıştır. Bu duruma, çoğunlukla, gebelik sırasında ve doğum sonrasında raslanır;

— miyom, kireçlenme biçiminde bir yozlaşmaya uğrayabilir. Bu durum, yalın bir karın boşluğu filmiyle saptanabilir.

Komşu organların bası altında kalmasının yolaçtığı ihtilatlar

Komşu organların bası altında kalmasına, miyomun çok hızlı gelişme göstermesi, aşırı boyutlara ulaşması ya da leğen boşluğu içine büyümesi yolaçar.

Sidik torbasının bası altında kalması

Sidik çıkarma sayısının artması (sık işeme) yada torbada ivegen sidik birikmesi gibi bozukluklara yolaçar. Bası altında kalma, ön tarafta gelişen miyomun, doğrudan doğruya sidik torbasına baskı yapmasının ya da arka tarafta, Döuglas çıkmazı içine gömülen urun, dölyatağı ttoynunu itmesinin sonucudur.

Sidik borusunun bası altında kalması

Yan taraf miyomlarınm, özellikle de, geniş bağın içine yerleşmiş olanların sonucudur. Sidik borusunun bası altında kalmasıyla ilgili klinik belirtiler, geç dönemde ortaya çıkar. Bu nedenle, yan taraf miyomları saptanır saptanmaz, hemen damar içine karşıt madde verilerek boşaltım sistemi filmi çekme yoluyla, sidik yollarının sistemli muayenesi uygulanmalıdır. Böylece, bası altında kalmanın derecesi saptanabilir. Bası altında kalma, böbrek leğen ve havuzcuk boşluklarının genişlemesine neden olur, bu da böbreğin sidik yapma işlevini bozar. Boşlukların aşırı genişledikleri durumlarda, böbrek işlevlerini bütünüyle yitirebilir.

Öteki organların bası altında kalmaları

Bazı durumlarda, göden barsağı ve toplardamarlar da bası altında kalabilir; ama, bunlara son derece ender raslanır.

Ayırıcı Teşhis

Miyomun ayırdedilmesi gereken başlıca durumlar şunlardır:

— gebelik: Özellikle, âdet kanaması düzensizlikleri varsa, çok yanıltıcı bir özellik taşır. Ama, gebelikte, dölyatağı gövdesi yumuşamıştır. Ayrıca, gebelikle ilgili bir bağışıklık testi, bu olasılığı bir yana bırakmayı sağlar;

— yumurtalık urları: Tipik dölyatağına bağımlı olmayan urlardır. Ama, dölyatağı üstünde, saplı miyomlara ve yumurtalık urlarına da raslanabilir. Kesin teşhis, cerrahi girişimle konur;

— dölyatağı üstüne yapışmış iltihap kökenli dölyatağı borusu urları da (dölyatağı borularında sıvı toplanması ya da eski bir irin toplanması) yanılmalara yolaçabilir;

— dölyatağı kanamaları görüldüğünde, bunların dölyatağı gövdesi kanseriyle ilgili olabileceği dikkate alınmalı ve sistemli bir kanser araştırması uygulanmalıdır.

Tedavi

Tedavi uygulanmaması

Küçük hacimli, rahatsız etmeyen ve ihtilatlara yolaçmayan miyomlar için, herhangi bir tedavi uygulamak gerekmez. Ama, evrimleri, sürekli ve düzenli biçimde izlenmelidir.

Cerrahi girişim

Miyomların tedavisinde, cerrahi yöntemlere de çok sık başvurulur. Başlıca iki yöntem uygulanır:

— yumurtalık korunarak, toptan dölyatağı çıkarma (histerektomi);

— yalnızca miyomun çıkarılması (miyomektemi).

Toptan dölyatağı çıkarma, en sık uygulanan yöntemdir. Yalnızca, miyomun çıkarılmasmaysa, çocuk yapmak isteyen kadınlarda, ur fazla büyük değilse, tekse ve dölyatağı kas tabakasından kolayca kaldırılabilen bir kılıf ile ayrılmışsa uygulanır.

Cerrahi girişimin mutlaka uygulanması gereken durumlar şunlardır:

— ihtilatlar (urun aşırı boyutlara ulaşması ya da kansızlığa neden olacak şiddette tekrarlayan kanamalar);

— komşu organların bası altında kalması;

— miyomun ihtilata yolaçacağının anlaşılması (serozaaltı saplı miyomlari; geniş bağın içine gömülmüş ya da gömülebilecek miyomlar; mukozaaltı yerleşimli miyomlar; dölyatağı boynu ya da dölyolu içine doğmuş saplı mukozaaltı miyomlari);

— miyomlara çeşitli bozunların eşlik etmesi.

İlaç tedavisi

İlaç tedavisi, âdet çevriminin ikinci yarısında, progesteron hormon verilmesine dayanır. Ayrıca, dölyatağı kasılmalarını güçlendirici ilaçlar (ergometrin) ve kan yitimine karşı demirli ilaçlar verilir. Bu tedavi ancak, miyom fazla büyük değilse ve işlevsel belirti olarak yalnızca hafifçe artmış âdet kanamaları varsa uygulanır; tedavi süresince ve sonrasında, urun evriminin sürekli olarak izlenmesi gerekir. İlaç tedavisi, yaşdönümüne yaklaşmış kadınlarda vakit kazandıran bir yöntemdir.
Leia Mais

Döl Yatağı Boynu Kanseri




Meme kanserinin yanısıra, dölyatağı boynu kanseri, kadınlarda en sık raslanan kanserlerden biridir. Teşhisin erken konabildiği hastalarda, tedavi edilme olasılığı yüksektir (erken dönemde teşhis konulan hastaların yüzde 80-85′inde iyileştirilmiştir) .

Tedavinin, öteki kanserlerden daha kolay olmasının nedeni, bunun dışa vurmuş bir kanser olması ve karmaşık muayenelere başvurulmadan erken dönemde teşhis edilebilmesidir. Ayrıca, özel kanser araştırma yöntemlerinden dölyatağı boynuna bakma muayenesi ve dölyolu salgısından alman örneğin mikroskopta incelenmesi, sözkonusu kanserlerin en erken dönemlerde teşhis edilmesini sağlamaktadır.

Dölyatağı boynuna bakma muayenesi: Dölyatağından alınan salgı örneğinde yapılan hücre incelemesinde kuşkulu belirtiler görülen 40 yaşlarındaki bir kadına dölyatağı boynuna bakma muayenesi yapılmış ve resimde görüldüğü gibi, asetik asit uygulaması sonrasında beyaz bir bölge ortaya çıkarılmıştır. Bu bölge epitel içi bir kansere (yani yüzey epitelinde sınırlı, başlangıç halinde bir kanser biçimi) ilişkindir.

Nedenler
Dölyatağı boynu kanseri, her yaşta ortaya çıkabilir; ama, en sık raslandığı dönem, 35-50 yaşlardır. Bu, sistemli kanser araştırmalarının, 30 yaşından sonra, yılda bir kez yapılması gerektiğini gösterir.

Dölyatağı boynu kanserinin raslanma derecesi, doğrudan doğruya cinsel etkinlikle orantılıdır. Hastalık, çocuk doğurmuş kadınlarda daha çok gömülür. Bu nedenle, doğum yapmış kadınlarda dölyatağı boynunun çok iyi incelenmesi gerekmektedir.

Hastalığı oluşturan başlıca iki neden, süreğen dölyatağı boynu enfeksiyonları ve gelişme kusuru biçiminde (dölyatağı boynu epitelinde mikroskopik anormallikler) dölyatağı boynu bozunlarıdır. Bu tür durumlarda, hastaların sürekli olarak gözlenmesi gerekir.

Teşhis

Dölyatağı boynu kanseri, genel olarak, yassı epitel hücreli kanser (yüzde 90-95) ve bazen adenokanserdir (yüzde 5-10). Epitel içi kanser tipi, yalnızca epitel dokusunda sınırlıdır. Yayılıcı kanserde ise bozunlar, epiteli aşarak alt dokulara işlerler.

Epitel içi kanser
Hastalıkta hiç bir işlevse.l belirti görülmez. Bu nedenle, teşhis, yalnızca dölyatağı boynunun sistemli muayenesiyle konabilir.

Dölyatağı salgısında hücre incelemesi ya da biyopside alınan parçanın laboratuvarda incelenmesi, kanseri ortaya çıkarır. Spekulum muayenesinde, normal görünüşlü mukozanın örtücü epitel tabakasının yerel kalınlaşmasına bağlı olarak, dölyatağı boynu üstünde küçük bir düğüm görünümü saptanabilir. Dölyoluna bakma muayenesiyse, kırmızı ve beyaz bozunları tanımayı sağlar ve biyopsiye yön verir.

Teşhis, boyanan bölümlerde hücre incelenmesi yapıldıktan sonra, sonuçların dölyoluna bakma muayenesi ve biyopsi sonuçlarıyla karşılaştırılmasıyla kesinleşir.

Kanserin yayılıcı bir özellik taşımadığını, yalnızca, dölyatağı boynunun bütünüyle çıkarılması doğrulayabilir.

Yayılıcı kanser

Klinik belirtiler

Günümüzde, dölyatağı boynu kanserlerinin teşhisinde, eskiden olduğu gibi, yalnızca, iki belirtiye (âdet kanaması dönemi dışında kanamalar ve beyaz akıntılar) dayanılmamaktadır. Bu belirtiler, çok önemli kanıtlar olmakla birlikte, bazen geç dönemlerde ortaya .çıktıklarından, sözkonusu kanserlerin çoğu, dölyatağı boynuna ya da üreme organlarının başka bir bölümüne dikkati çeken çeşitli olgular sonucunda bulgulanmaktadır/lar: Sözgelimi, bambaşka bir nedenle (miyom, ağrı, kısırlık, doğum kontrol araçları takılması) hekime başvuran kadınlarda, dölyatağı boynundan alınan salgı örneğinde hücre incelemesi uygulanması.

Âdet kanamaları dönemi dışında kanamalar

Bütün dölyatağı boynu kanserlerinin temel belirtisidirler. Tipik durumlarda, âdet kanamaları dışındaki dönemlerde ortaya çıkan, az miktarda ve kırmızı renkte bir kan yitimi biçimindedir. Kanamayı bir tahriş başlatır (cinsel ilişki gibi). Daha az tipik durumlarda, bu kanamalar, kendiliklerinden başlarlar ve bazı hastalarda kan, koyu bir renk almıştır. Aşırı kanamalara ender raslanır.

Dölyatağı bpynunun doku kesiti. Bölgede bir kanser vardır (yassı epitel hücreli kanser).

Yukarda anlatılanlara bağlı olarak, normalin dışında herhangi bir kanama durumunda, vakit geçirmeden bir hekime başvurmak gerekir.

Beyaz akıntılar

Âdet kanamaları dönemi dışında kanamalarla birlikte olduğunda, kanser bulunduğunun kesin kanıtıdır. İltihaba karşı bir tedavi uygulandıktan sonra, sistemli boyama yöntemleriyle kanser teşhisi doğrulanır.

Klinik muayene

Dölyatağı boynu kanserlerinin teşhisinde uygulanan başlıca yöntem, spekulum muayenesidir. Hastaların yüzde 88′inde, bir bozunu (tomurcuklanma; kenarları düzensiz, kanamalı yaralaşma) ortaya çıkarır. Bundan sonra, biyopsiye başvurulur.

Bozunlar kesin değil, yalnızca kuşkuluysa, alınan salgıda hücre incelemesi ve biyopsiyle iyice gözden geçirilmelidir. Ayrıca, kanser araştırması için özel yöntemler uygulanabilir.

Dölyolundan parmakla muayenede şunlar bulunabilir :

— dölyatağı boynunda düğümcüklü bir alan;

— yaralaşma;

— sertleşmiş bir taban;

— narin ve kolayca kanayan bir tomurcuklanma,

— anormal bir sertlik.

Muayene sonrasında, hekimin parmağı kana bulanmış olarak çıkar. Kanserin çevreye yayılma durumunu anlamak için, mutlaka göden barsağının parmakla muayenesi de uygulanmalıdır.

Tamamlayıcı muayeneler

Salgıda hücre incelemesi

Dölyolu, dölyatağı boynu ve dölyatağı boynu içinden alman salgı örneklerinde, hücre incelemesiyle teşhis doğrulanır.

Dölyatağı boynuna bakma muayenesi

En küçük kuşkuda bile uygulanmalıdır; çünkü, iyicil görünümleri ayırdetmeyi sağlayarak, yalnızca, kuşkulu görünümleri (beyaz bölgeler, kırmızı bölgeler, mozaik görünümü) saptar. Ayrıca, biyopsiye yön verir.

Biyopsi

Biyopsi, kesin teşhisin tek aracıdır. Schiller testiyle (lugol ile boyanan dölyatağı boynunun üstünde, kanserli bölüm iyodu almaz. Normal yassı epitel ise, ceviz rengine boyanır) ya da dölyatağı boynuna bakma muayenesinde saptanan bölgeden, bir doku parçası alınmasına dayanır.

Döl Yatağı Boynu Kanserinin Klinik Biçimleri

Yerleşime göre biçimler

Dölyatağı boynu kanalının kanserleri, aynı belirtileri gösterir. Yalnızca, kanal içinden alınan salgı örneğinde hücre incelemesi ve dölyatağı boynu mukozasından kazımayla alınan parçaların laboratuvarda incelenmesi teşhisi sağlar. Bu muayeneler, kanser kuşkusunu doğrulayan kanıtlar verirse, kanserin dölyatağı boynu, dölyatağı içi yayılmasını araştırmak için bir dölyatağı filmi çekilir.

İlerlemiş biçimler

Çok sayıda belirtiler gösterirler.

Dölyatağı boynu kanseri. Bütün dölyatağını kaplayan bir tomurcuk görülmektedir. Olay çıplak gözle, yalın bir enfeksiyon izlenimi verir.

— düzensiz, fazla miktarda, âdet kanaması dönemi dışı kanamalar;

— beyaz akıntılar;

— alt üyelerde ödemlerin yolaçtığı ağrılar;

— sidik çıkarma ve sindirim sistemi bozuklukları.

Yalın bir klinik muayene, teşhisi koymayı sağlar. Biyopsiyle alınan parçanın laboratuvarda incelenmesi, teşhisi doğrular.

Evrim

Tedavi edilmeyen kanser, hem bölgede, hem de uzak organlarda evrimini sürdürür.

Yerel olarak, komşu organlara dölyatağı gövdesi; göden barsağı, dölyolu bölmesi; göden barsağı) yayılır; sidik çıkarma bozukluklarına (sıkıştırma ya da sidik yollarına yayılma) ve sinirsel ihtilatlara yolaçar.

Uzak bölgelerdeyse lenf düğümlerine, karaciğere, kemiklere yayılır.

Ayırıcı Teşhis

Çıplak gözle yapılan teşhisin güçlüğü, kesin teşhisi koymak için biyopsi yapmak gerekliliğini ortaya koyar.

Bazı bozunlar, çeşitli dölyatağı boynu gelişme kusurlarıyla karıştırılabilir. Dölyatağı boynu içine bakma muayenesi, çoğunlukla kesin teşhisi sağlar.

Tomurcuklu bozunların bir bölümüyse, dölyatağı boynu polipleriyle karıştırılabilir.

Tedavi

Epitel içi kanser

Epitel içi kanser, mikroskop altında kanser yapısı göstermesine karşılık, hiç bir zaman, kanserin ilerleyici gücünü taşımaz: Bir kez çıkarıldı mı, asla tekrarlamaz. Tek sorun, kesinlikle, epitel içi olma özelliğinin saptanmasmdadır. Bunun için, dölyatağı boynunun çıkarıldıktan sonra, mikroskop altında bütünüyle incelenmesi gerekir. Teşhis doğruysa, tedavi burada kesilir; yayılıcı bir kanserin sözkonusu olduğu anlaşılırsa, uygun tedaviye geçilir.

Görüldüğü gibi, elden geldiğince, erken teşhis koyabilmek için, mutlaka sistemli kanser araştırmaları uygulanmalıdır.

Yayılıcı dölyatağı boynu kanseri

Bu kanserler, ışınlamayla ya da ışınlama ve cerrahinin birlikte uygulanmasıyla tedaviye çalışılır. Ama, cerrahi girişimin uygulanabilmesi, yalnızca urun yapısına değil, hastanın genel durumuna da bağlıdır. Bu nedenle, ameliyatın yolaçabileceği bütün tehlikeler ortadan kaldırıldıktan sonra, cerrahi girişimlere başvurulabilir.

Bilanço

Tedavi yöntemlerinin seçiminde, şu durumlar gözönüne alınır.

Yayılma

Klinik muayeneyle, yerel yayılmalar saptanır. Bölgesel yayılma tamamlayıcı muayenelerle belirlenir. Bunların başlıcaları şunlardır:

— hastalığın klinik evresi ne olursa olsun, mutlaka uygulanması gereken damar içine karşıt madde verilerek sidik yolları filmi çekme: Çünkü, kanserin bölgesel yayılması durumunda, ilk etkilenecek organ sidik yoludur,

— özellikle dölyatağı boynu kanalı kanserlerinde dölyatağı filmi çekme;

— hastalığın sidik torbasına yayıldığı hastalarda, sidik torbası içine bakma muayenesi;

— lenf yolları filmi, leğen ve bel aort lenf düğümlerindeki kanser yayılmasını ortaya çıkarır; ayrıca, girişimden sonra, bu organların kesin olarak temizlenip temizlenmediklerini gösterir.

Genel durum

Tedavi yönteminin seçimini etkileyen başlıca etmendir. Genel bir bilanço (kalp damar, dolaşım sistemi, akciğerler, biyolojik durum) yapıldıktan sonra, sonuca göre izlenecek tedavi kararlaştırılır.

Hastanın durumu, cerrahi girişime elverişliyse, ışın tedavisi ve cerrahi tedavi birlikte uygulanır; beden ameliyatı kaldıramayacak durumdaysa, yalnızca ışın tedavisi (buna ilaç tedavisi eklenebilir) uygulanır.
Cerrahi tedavi

Yumurtalıkların çıkarılmasını ve lenf düğümlerinin temizlenmesini içeren, tam dölyatağı çıkarma ameliyatı uygulanır. Ayrıca, hastalığın ilerleme evresine göre çevre dokuları da,. az ya da çok çıkarılır.

Işın tedavisi

İki biçimde uygulanır:

— radyum tedavisi: Dölyatağı boynuna ve dölyolu çıkmazlarına radyum uygulanarak, madde bölgede 8 gün kadar bırakılır;

— leğen çeperine dıştan ışın tedavisi. Hastalığın durumuna göre, değişik sıralarla ya da birlikte uygulanan bu yöntemler, erken dönemde teşhis edilmiş kanserlerde çok iyi sonuç vermektedir.

Dölyatağı Gövdesi Kanseri

Dölyatağı boynu kanserinden daha ender raslanır. (Burada, dölyatağı gövdesi kanserleri arasında en sık görülen dölyatağı mukozası kanserini inceleyeceğiz.) Hastalık, dölyatağı boşluğundan, dölyatağı iç deliğine kadar uzanan işlevsel mukozayı (andometriyum) etkiler.

Nedenleri

Hastaların yüzde 80 kadarı, yaşdönümüne girmiş (50-65 yaşlar) kadınlardır. Hasta, ne kadar genç olursa, teşhis o kadar güçtür. Dölyatağı kanserlerine daha çok şişman kadınlarda raslanması, tedaviyi güçleştiren bir etmendir; çünkü, kansere genellikle, atardamar yüksek basıncı ve şeker hastalığı da eklenir.

Progesteron tarafından dengelenmeyen bir östrojen salgısı (çoğunlukla, yaşdönümü sırasında görülür), dölyatağı mukozasında aşırı gelişmeye yol açar. Bu durum, herhangi bir tedavi uygulanmazsa, dölyatağı mukozası kanserine yolaçabilir. Buna örnek olarak, hormon yapan yumurtalık urları gösterilebilir.

Teşhis

Klinik belirtiler

Fazla belirti yoktur. En önemli belirti, yaşdönümüne girmiş bir kadında, bir kanama görülmesidir. Bu âdet kanamasıyla ilgisiz kanama, çoğunlukla kendiliğinden başlar. Âdetten kesilmemiş hastalarda, âdet kanamalarında şiddetlenme biçiminde bir belirti verir. Ayrıca, irinli ve pembe renkte akıntı da görülebilir. Ağrıya çok ender raslanır.

Belirtilerin fazla olmaması nedeniyle, yaşdönümü öncesi dönemde, hastalığın pek farkına varılmayabilir. Çünkü, bu dönemde, işlevsel kanamalara çok sık raslanır.

Klinik muayene

Spekulum muayenesinde, çoğunlukla, dölyatağı boynunun sağlam olduğu görülür. Bu nedenle, kanseri ortaya çıkarmak için, dölyatağı salgısından örnek alınarak hücre incelemesi uygulamak gerekir. Dölyolundan parmakla muayenede de, hastaların çoğunda hiç bir şey saptanmaz. Dölyatağı normal hacminde ya da çok az küçülmüştür; çıkmazlar, esnekliklerini korurlar. Yaşlı kadınlarda, kuşku verici bir belirti olan, yumuşak ve büyümüş dölyatağına çok ender raslanır.

Tamamlayıcı muayeneler

Hücre incelemesi

Dölyolu ve dölyatağı boynundan alınan salgılarda hücre incelemesine, dölyatağı mukozasından alınan örnekte hücre incelemesini de eklemek gerekir. İlk iki inceleme, yalnızca yüzde 30 oranında pozitif sonuç verir. Oysa, mukoza örneğinde hücre incelemesiyle, hastaların yüzde 75-90′ında kesin teşhis konabilir. Ama, yanılma olasılığı da vardır (yüzde 6,1-25 hastada, yanlış olarak negatif sonuç alınabilir). Bu nedenle, negatif sonuç alınsa bile incelemeleri sürdürmek gerekir.

Dölyatağı, dölyatağı borusu filmi çekme

Yukardakini tamamlayan bir yöntemdir. Ama, enfeksiyon ya da dölyatağı yumuşaklığı gibi durumlarda uygulanmamalıdır. Görüntüler, son derece niteleyici ve değişmezdir; her filmde çevresi düzensiz, türdeş olmayan (ekmek kırıntıları gibi) boşluklar saptanır.

Biyopsi amaçlı mukoza kazıma

Alınan parçaların laboratuvarda incelenmesi, teşhisi kesin olarak doğrular.

Evrim

Bu kanser, tedavi edilmezse, ölümle sonuçlanır. Gelişmesi yavaştır; uzun süre dışa vurmayarak, dölyatağı kasının içinde gelişir.

Kanser hücrelerinin lenf düğümlerine yayılması, lenf yoluyladır. Bu yayılma, geç dönemde olur ve hastaların, ancak yüzde 15 kadarında görülür.

Tedavi

Önce, bütün kanserlerde yapıldığı gibi, tedavi öncesi bir bilanço hazırlanmalıdır (özellikle şişman, atardamar yüksek basınçlı ve şeker hastası kadınlarda).

Damar içine karşıt madde verilerek, boşaltım sistemi filmi çekme, mutlaka uygulanmalıdır. Böbrek işlevlerinin etkilenip etkilenmediğini değerlendirmeyi sağlar.

Uygulanabilecek başlıca tedaviler şunlardır:

— ışın tedavisi: Dölyatağı içi ve dölyolu içi radyum tedavisi ya da dıştan ışın tedavisi;

— cerrahi girişim: Yumurtalıkların çıkarılmasını da kapsayan tam dölyatağı çıkarma ameliyatı ve bazı hastalarda lenf düğümlerinin de temizlenmesi.Genellikle bu iki yöntem birarada uygulanır:

— ya ilk dönemde cerrahi girişimde bulunulur ve yalnızca, dölyoluna radyum tedavisi uygulanır;

— ya da önce dölyolu içi ve dölyatağı içi radyum tedavisi uygulanır, sonra cerrahi girişime başvurulur.

Hastalığın dölyatağı boynu mukozasına kadar ilerlediği hastalarda, dölyatağı boynu kanserlerinde uygulanan tedavilerden yararlanılır.

Hastanın genel durumu, cerrahi girişime izin vermiyorsa, dıştan ışm tedavisi ve ilaç tedavisine başvurulur.
Leia Mais

Döl Yolu İltihapları


Dölyatağı iltihapları, çoğunlukla, dış üreme organı ve dölyatağı boynu bozunlarma eşlik eden, dölyolu iltihabı bozunlarıdır. Genellikle, enfeksiyon asalak ya da yaşlanma kökenlidirler. Ender olarak, travma ve’viırüs bulaşması sonucunda gelişirler.

Bu iltihapların yolaçtıkları sorunlar, yaşa göre değişiklikler gösterir (küçük kız; cinsel etkinlik dönemindeki kadın; gebe kadın; yaşdönümüne girmiş kadın). Bu nedenle, dölyolu iltihapları, hastanın yaş durumuna göre sınıflandırılmışlardır.

Cinsel Etkinlik Döneminde Ortaya Çıkan Döl Yolu İltihapları

Asalak kökenli dölyolu iltihapları

Erişkin kadınlarda en sık raslanan (raslanma sıklığı giderek artmaktadır) dölyolu iltihapları, asalaklara bağlıdır.

Nedenler

Enfeksiyon etkeni, «trichomonas vaginalis» adı verilen bir asalaktır.

Bulaşma biçimi, hâlâ tartışılmaktadır. Ancak, büyük bir olasılıkla, cinsel ilişkiyle bulaşmaktadır; çünkü, hastaların yüzde 80′inin eşlerinde de asalağa raslanmıştır. Bu nedenle, tedavi, her iki eş üstünde yürütülmelidir; yoksa, tekrarlamanın önüne geçilmez.

Ama, asalağın başka bir bulaşma biçiminin de olması gerekir; çünkü, trichomonas vaginalis’e küçük kızlarda ve uzun süre cinsel ilişkide bulunmamış yaşlı kadınlarda da Taşlanmaktadır. Ama, bu bulaşma biçimi, henüz aydınlatılmamıştır.
Teşhis

Trichomonas vaginalis, 10-16 mikron boyunda, oval biçimli, kamçılı bir birhücrelidir. Çekirdeği, hücrenin bir ucuna yakın olarak yerleşmiştir; sitoplazmasından dört kamçı uzanır; asalağı, bir uçtan ötekine aşan bir de eksen vardır.

Candida albicans’ın yolaçtığı dış üreme organı iltihaplarında, dış üreme organı parlak kırmızı renkte, ödemli ve kurudur. Kaşıntı ve yanmalar çok şiddetlidir. Bu hastalığın ortaya çıkışını gebelik, doğum kontrol hapları kullanma, şeker hastalığı, sentetik çamaşırlar kullanılması kolaylaştırır. Yukarda, dış üreme organının bütünü, aşağıda ise kanlanması artmış, kırmızı mukoza görülmektedir.

Asalak canlıyken hareketli olduğundan, mikroskopta kolayca gözlenebilir. Gerçekten, sürekli hareketlerle kıpırdandığı ve kamçılarının hızla sallandığı görülür.

Klinik belirtiler

Trichomonas vaginalis, ivegen bir dölyolu iltihabına neden olur. Hasta, yeşilimsi beyaz, bol bir akıntıdan yakınarak hekime başvurur. Akıntıyla birlikte bir yanma ve cinsel ilişkiler sırasında ağrı vardır.

Dış üreme organının muayenesinde, tahriş olduğu görülür. Mukoza, kızarmış ve sulanmıştır. Bütün dölyolu, ağrılı olduğundan, spekulumun büyük bir özenle yerleştirilmesi gerekir. Spekulum muayenesi sırasında yeşilimsi, akıcı, kötü kokulu bol bir akıntı saptanır.

Tamamlayıcı muayeneler

Akıntıdan alınan örnek, vakit geçirmeden mikroskopta incelenir.

Sonra, dölyolu ve dölyatağı boynu akıntıdan temizlendiğinde, organların morumsu kırmızı bir görünüm almış oldukları görülür. Bu durum, dölyatağı boynuna bakma muayenesinde, oldukça dikkat çekicidir.

Akıntının görünümüne dayanarak konmuş olan teşhis, alman örneğin,, mikroskopta incelenmesiyle doğrulanır. Temiz bir mikroskop lamı üstüne 1-2 damla fizyolojik serum konur, 1 damla akıntı sıvısıyla karıştırılır. Mikroskopa yerleştirilen preparat içinde, parçalı ‘çekirdekliler, ve dölyolu hücreleri arasındaki asalak, kamçıları ve hareketi sayesinde kolayca ayırdedilir. Preparat ayrıca, asalak gene canlıyken, krezil mavisiyle boyanarak da incelenebilir.

Ayrıca, May Grunwald Giemsa boyama yöntemi ya da alkol eter ile tespit gibi yöntemler de vardır; ama bunlar, yukardaki yöntem kadar kesin ve hızlı sonuç vermezler.

Yakın bir dönemde, asalağın özel besi yerlerinde üretilmesi önerilmiştir; ama, bu yöntem de ancak üç gün sonra sonuç verir.

Trichomonas’m yolaçtığı dölyolu iltihabı. Dölyatağı boynu kırmızı ve hassaslaşmıştır, en küçük dokunmada kanar. Daha büyük büyütmeyle dölyatağı boynunda birbirlerinden farklı boyutlarda kırmızı noktalar seçilir. Buna «noktalı dölyolu iltihabı» adı verilir. Trichomonas’m yolaçtığı tipik bir hastalıktır.

Evrim

Trichomonasm yolaçtığı dölyolu iltihapları, yanma ve kaşıntılara neden olduklarından, çok çabuk teşhis edilirler. Hastalarda ender olarak, eski bir beyaz akıntı ve açıklanamayan bir ağrılı cinsel ilişkiyle birlikte, süreğen bir dölyatağı iltihabına raslanır. Sistemli asalak araştırması, teşhisi sağlar.

Tedavi

Tedavide, 15 gün süreyle, yerel ve genel bir tedavi uygulanır.

Çok yakın bir dönemde, asalak üstünde etkili ve kullanılması kolay bir madde bulunmuştur. Trichomonas kökenli dölyolu iltihaplarının tedavisinde çok parlak sonuçlar veren bu ilaç, 48 saat süreyle komprimeler biçiminde alınarak, asalak yokedilmektedir.

Tedavide mutlaka uyulması gerekli kural, hastanın eşinin de tedavi edilmesidir; yoksa, büyük bir olasılıkla, hastalık tekrarlar.

Mantar kökenli dölyolu iltihapları

Mantar kökenli dölyolu iltihaplarına da, oldukça sık raslanır (yüzde 15-20 oranında).

Nedenler

Çok çeşitli mantar türleri, dölyolu iltihaplarına yolaçabilirler. Bunlar arasında, Candida albicans türünün oldukça özel bir yeri vardır.

Mantar kökenli dölyolu iltihaplarının ortaya çıkışını kolaylaştıran bazı koşullar vardır:

— dölyolu pH’ının büyük ölçüde asitleşmesine yolaçan gebelik;

— şeker hastalığı;

— gebelik önleyici hapların ve bu tipte bazı hormon ilaçlarının kullanılması;

— antibiyotikler (dölyolu mikrop örtüsünü bozarak, mayaların çoğalmasını kolaylaştırırlar);

— sentetik kumaşlardan yapılmaları nedeniyle kaynatılmayan ve böylece, mantar hastalıklarının artmasına yolaçan iç çamaşırları.

Teşhis

Klinik belirtiler

En önemli belirti, kaşıntıdır: Hasta, geceleri artan, şiddetli ve ağrılı dış üreme organı dölyolu kaşıntısından yakınarak hekime başvurur. Bunun yanısıra, sarımsı renkli ve koyu kıvamlı bir akıntı bulgulanır. Teşhis, çoğunlukla, kolayca konur ve laboratuvar muayeneleriyle doğrulanır.

Tamamlayıcı muayeneler

Asalak kökenli dölyolu iltihaplarında olduğu gibi, burada da akıntıdan alınan örnek, fizyolojik serumla karıştırılarak mikroskopta incelenir. Bu muayeneyle, hücrelerin arasında miselyum lifleri ya da sporlar bulgulanabilir. Ama, her zaman mantarları doğrudan gösteremeyeceğinden, mantarın besiyerinde üretilmesine başvurmak gerekir. Alınan örnekler, Sabouraud jelozuna ya da Nickerson besiyerine ekilir ve ekimden 24-48 saat sonra, mantarın beyaz koloniler oluşturarak çoğaldığı görülür.

Tedavi

Mantar hastalıkları, çoğunlukla tekrarlayıcıdır; bazı koşullar (gebelik, doğum kontrol hapları), tekrarlamayı daha da kolaylaştırır. Tedavi, her zaman yereldir; bu amaçla kullanılan pek çok ilaç vardır.

İyi sonuç alabilmek için, tedavinin en az 20 gün sürdürülmesi gerekir. Ayrıca, kaşıntıyı azaltmak amacıyla dış üreme organına çeşitli merhemler sürmek yararlı olur. Hastalığın sürmesi ya da tekrarlaması durumunda, çeşitli ilaçlarla uzun süreli bir tedaviye girişilir.

Mikrop kökenli dölyolu iltihapları

Mikrop kökenli dölyolu iltihapları, iki gruba ayrılırlar: Yalın mikroplara bağlı olanlar; gonokoklara (belsoğukluğu etkeni) bağlı olanlar.

Yalın mikroplara bağlı dölyolu iltihapları

Bunlara.asalak kökenli ve mantar kökenli dölyolu iltihaplarından daha ender Taşlanmaktadır.

Nedenler

Kolibasiller, stafilokoklar, proteus, enterekoklar ve streptokoklar gibi, bütün irin yapıcı bakteriler, hastalığa neden olabilirler.

Dölyolu içinde, saprofit (zarar vermeksizin) bir yaşam süren bu bakteriler, uygun koşullarla karşılaştıkları zaman, hastalık yapıcı olurlar.

Bakterileri hastalık yapıcı kılan koşullar arasında şunlar sayılabilir: Geçici bir yorgunluk; yerel travma; yabancı bir cisim bulunması (gebelik önleyici diyafram takılması); dölyolu içinin tahriş edici ya da dozu iyi ayarlanmamış maddelerle sık sık yıkanması; dölyatağı boynu iltihabı.

Teşhis

Başlıca belirti, kaşıntılı ve sarımsı ya da yeşilimsi beyaz renkli bir akıntıdır. Ayrıca, dış üreme organı dölyolunda bir tahriş de olabilir.

Teşhis, akıntıdan alınan örneklerin besiyerlerine ekilmesinden sonra, incelenmesiyle doğrulanır.

Aslında, sorumlu etkenin laboratuvarda araştırılması, her zaman gerekli değildir. Ancak, kuşkulu, birbirleriyle karıştırılabilecek ya da tedavi sonrasında tekrarlayacak dölyolu iltihaplarında başvurulur.

Zaten, genellikle laboratuvar incelemelerinde karma etkenli bir dölyolu iltihabı (trichomonas, Candida ve öteki bakterilere bağlı) bulgulanmaktadır.

Tedavi

Yerel tedavide, dölyoluna konarak bütün etkenleri etkileyebilecek tabletler uygulanır. Yani ilaç, hem trichomonas’a, hem bakterilere, hem de mayalara etki edebilmektedir. En etkili tedavi yöntemidir ve sonuçta hastalığı ortadan kaldırır.

Yerel tedavi, başarılı olduğu sürece, genel tedaviye gerek duyulmaz.

Gonokoklara bağlı dölyolu iltihapları

Gonokoklarm yolaçtığı dölyolu iltihapları, önce dış üreme organında başlar, sonra dölyoluna geçerler.

2. Dünya savaşından önce çok sık raslanan bu hastalık, 1960 yıllarına doğru önemli bir azalma göstermiştir. Günümüzdeyse, frengi gibi yeniden artmaktadır. Cinsel ilişkiyle bulaşan bir hastalıktır.

Nedenler

Gonokoklara bağlı dölyolu iltihaplarına, Neisser grubu gonokoklar yolaçarlar. Bunların başlıcası Neisseria gonorrhea’dır. Bakteri, Gram boyama yöntemiyle ortaya çıkarılabilen bir diplokoktur (çift olarak gruplanmış). Dış koşullara dayanıksızdır.

Teşhis

Klinik belirtiler

Enfeksiyonun ivegen özellikli olmasına son derece ender raslanır. Genel olarak belsoğukluğu hastalığı, kadınlarda erkeklerdekinin tersine, başlangıçta gizli kalır. Bu nedenle, erkek hastalıktan yakınarak hekime başvurduğu halde, kadın, hastalığının pek farkına varmaz. Sarı yeşilimsi renkli irinli bir akıntı vardır.

Ayrıca belirtiler yanıltıcıdır ve hastalık çoğunlukla yalın bakterilere bağlı dölyolu iltihaplarıyla karıştırılır.

Tamamlayıcı muayeneler

Teşhis yalnızca, özel besiyerlerine ekim yapılarak gerçekleştirilebilir. Bakteri çok dayanıksız olduğundan, örneklerin laboratuvarda alınması gerekir. Yoksa, laboratuvara götürürken bozulabilir. Örnek, sidik borusu ve Skene bezleri düzeylerinden alınır. Ayrıca Bartholin bezleri ve dölyatağı boynu mukozasından da birkaç örnek almak. gereklidir.

Boyanarak yapılacak doğrudan bir incelemenin hiç bir değeri yoktur. Teşhisi yalnızca, zenginleştirilmiş özel besiyerinde (Peizer Steffen Le Minör besiy eri) yapılacak bir ekim sağlayabilir.

Evrim

Hastalık tedavi edilmezse ihtilatlar ortaya çıkabilir. Gonokok kökenli dölyatağı boynu iltihabı; gözler, eklemler, ve deride belirtiler.

Hastalığın öteki biçimleri
Ateşten, bel ve kasık ağrılarından yakınan hastalara (ender; çünkü hastalık genellikle bu durumdan önce saptanır) uygulanan klinik muayenede, yan çıkmazların içinde karın zarı iltihabına doğru gelişme gösteren gonokok kökenli dölyatağı boynu iltihabının oluşturduğu ağrılı kütleler bulgulanır.

Ayırıcı teşhis

Belsoğukluğu hastalığıyla ilgili özel belirtiler bulunmadığından, hastalık öteki dölyolu iltihaplarına çok benzer; bu yüzden mutlaka laboratuvar incelemeleri uygulamak gerekir.
Tedavi

Etkin ve hızlı bir tedavi, hastalığın bulaşabilme özelliğini yokedebilir. Öte yandan, hastalığın frengiyle olan bağıntısı (aynı cinsel ilişki sırasında frengi de bulaşmış olabilir) gözönüne alınarak, seçilecek ilaçların bu ikinci hastalık üstünde de etkili olmasına çalışılmalıdır.

İlaç tedavisinin yanısıra temizlik kurallarına uymak ve hastalığın kesinlikle iyileştiği test sonuçlarıyla kanıtlanıncaya kadar, cinsel ilişkiden kaçınmak da gerekir.

Tedavide çoğunlukla hastada bulunabilecek bir frengiyi de tedavi edebilecek dozda penisilin iğneleri (kas içi yolla) kullanılır. Ayrıca hasta, ağızdan verilecek antibiyotiklerle desteklenir.

Tedavi sırasında, bulunabilecek bir frengiyi ortaya çıkarmak amacıyla Bordet Wesserman testi uygulanmalı, yöntem üç hafta sonra tekrarlanmalıdır. Bunun yanısıra, 6 gün süreyle her iki günde bir denetleme testleri yapılmalıdır. Bu test üç hafta sonra bir kez daha tekrarlanır.

Yaş Dönümünden Sonra Görülen Dölyolu İltihapları

Bunlar yaşdönümü sonrasındaki hormon bozukluklarıyla ilişkili olduklarından, klinik görünümleri ve tedavi biçimleri bakımından ayrı bir özellik taşırlar. Yaşdönümünden sonra, östrojen salgısı büyük ölçüde azalır; buna bağlı olarak dölyolu ve dış üreme organı körelerek mukozaları soluk, kuru ve kolayca kanayabilen bir durum alır. Yaş dönümü sonrasında iki tür dölyolu iltihabına raslanabilir: Körelmeye bağlı dölyolu iltihabı; enfeksiyona bağlı dölyolu iltihaplan.

Körelmeye bağlı dış üreme organı dölyolu iltihabı

Çok sık görülen bir hastalıktır. Yaşdönümünden sonra kadınların yüzde 45 kadarında görülür.

Teşhis

Klinik belirtiler

Hastalığın başlıca belirtileri, dış üreme organında kaşıntı, ağrılı cinsel ilişki ve hafif bir kanamadır.

Muayenede dış üreme organının köreldiği görülür. Küçük dudaklar incelmiş ve renkleri solmuştur. Bazı hastalarda bütünüyle ortadan kalktıkları gözlenir. Büyük dudaklar küçülmüş ve sarkmıştır.

Küçük çaplı bir spekulum konduktan sonra yapılan muayenede, dölyolu mukozasının düzleşmiş ve soluklaşmış olduğu saptanır. Dölyolundan parmakla muayenede, organın esnekliğini yitirip sertleştiği ortaya çıkar. En küçük bir temas, mukozanın kanamasına yolaçar.

Tamamlayıcı muayeneler

Tedaviden önce dölyolu salgısından örnek alınıp hücre incelemesi uygulanmasıyla, yalnızca bazal ve parabazal hücreler ortaya çıkarılabilir. Bu nedenle hücre incelemesinin çoğunlukla östrojen uygulamasından sonra yapılması yeğ tutulmaktadır.

Körelmeye bağlı dölyolu iltihabının evrimi iyidir; tedavi ile iyileşir.

Tedavi

Mantarların yolaçtığı dölyatağı iltihabı sırasında, tedavi, hastaya östrojen verilmesine dayanır.

dölyolundan alınan salgı örneğinin mikroskop alyum lifleri belirgin olarak seçilmektedir. Hormon yerel olarak merhem ve fitillerle verilebiletında görünümü. Dölyolu hücreleri arasında miselceği gibi, genel yoldan, yani ağızdan da verilebilir.
Leia Mais

Bartholin Bezleri İltihapları

Fazla tehlikeli olmayan, ama sık raslanan ve çok rahatsız edici bir hastalıktır. Yeterli tedavi görmezse tekrarlayabilir. Hastalık çoğunlukla cinsel ilişki dönemindeki genç kadınlarda görülür.

Nedenler

Hastalığın etkeni Bartholin bezlerinin enfeksiyona uğramasıdır. Bunlar, büyük dudakların önüne ve arkalarına yerleşmiş küçük salgı bezleridir.

Salgı kanalları, kızlık zarı ile küçük dudakları ayıran bölgeye açılır. Bezler enfeksiyona uğrarsa, bir apse oluşur. Enfeksiyon etkeni çoğunlukla irin yapıcı bir bakteri (stafilokok, kolibasili, proteus), çok ender olarak da (ama gene de araştırılmaları gerekir) gonokoklardır.

Teşhis

Teşhis klinik muayeneyle konabilir. Hastalık iki görünümde olabilir: İvegen; süreğen.

İvegen biçim

Hasta apansızın şiddetlenen ve dayanılmaz bir durum alan ağrılardan yakınır.

Apışarasındaki ağrı kasık ve kalçaya da yayılarak yürümeyi engeller. Ateş 39-40°C’a kadar çıkar.

Muayenede büyük dudağın iç bölümünde, biçimini bozmuş olan bir yumru bulgulanır. Yumru çok sancılıdır; gergin kırmızı renkli ve sıcaktır.

Süreğen biçim

Bartholin bezinde bir kist oluşmuştur.

Muayenede bezin hacminin arttığı, sertleşip gerginleştiği saptanır. Hafifçe ağrılı olmakla birlikte, daha çok hacmiyle rahatsız eder. Ayrıca ikincil bir enfeksiyon her zaman için gelişebilir.

Evrim

Tedavi edilmezse hastalığın evrimi değişkendir. Her şey kendiliğinden düzelebilir; ama tekrarlamalara çok sık Taslandığından, buna aldanmamak gerekir.

İltihabın uzun sürdüğü durumlarda, Bartholin bezi içinde çoğunlukla irin toplanır ve giderek süregenleşen büyük apseler dölyoluna, deriye ya da daha uzağa apışarasına açılabilir.

Hastalığın bu evriminde belirtiler hafifler; ama günün birinde mutlaka tekrarlar ve tedavisi daha güç olur.

Tedavi

Tedavinin temeli cerrahi girişimdir; çelişkili gibi görünen 3 amacı vardır:

— tekrarlamadan kaçınmak gerekir, yani en iyisi bütün bez çıkarılmalıdır;

— bu iyicil hastalık için, tehlikeleri olmayan bir tedavi uygulanmalıdır;

— hastayı rahatsız etmemesi açısından yara iyileşmesi hızlı olmalıdır.

Bıçakla yararak açmaya, başka türlü hareket etme olanağı kalmayan bazı acil durumlarda başvurulmalıdır.

Gerçekten bu yöntemler hastayı rahatlatır, ama tekrarlamaları kolaylaştırır. Genellikle 2 yöntem öğütlenmektedir:

— tekrarlama olasılığını ortadan kaldıran bezin çıkarılması işlemi (ama bu girişim oldukça güçtür) ;

— bezin geniş olarak deriye açılıp, ağızlarının da açık tutulmak amacıyla deriye dikilmesine dayanan işlem (marsüpiyalizasyon); bu yöntemin uygulanması çok kolaydır; bununla birlikte yara iyileşmesinin daha uzun sürmesi ve bazen tekrarlamalar görülmesi gibi sakıncaları vardır.
Leia Mais

Dış Üreme Organının Kanserli Bozunları


Bowen hastalığı ve Paget hastalığı diye adlandırılan yüzeysel kanserler, yaygın dış üreme organı kanserlerinden ayırdedilmelidir.

Yüzeysel Kanserler

Bunlar dokusal açıdan gerçek kanserlerdir; ama, tedavi edilebilirler çünkü, epitel tabakasıyla sınırlanmışlardır. Bir kez çıkarıldıktan sonra, asla tekrarlamazlar.

Bovven hastalığı

Teşhis
Kaşıntı sürekli, ama hafiftir. Klinik muayenede, bozunun mukozada ya da deride yerleşmiş olmasına göre, değişik görünümler saptanır. Ama, bütün hastalarda, plaklar halinde, oldukça sınırlı ve ardarda muayenelerde görünümü değişmeyen, biçimini koruyarak çok yavaş yayılan bir bozun sözkonusudur.

Mukoza yerleşiminde, sınırı belirgin, koyu kırmızı, parlak ve kuru bir plak görülür. Lökoplazi (yani, kabarık beyaz bir görünüm) görünümünde olabilir.

Deri yerleşiminde, hafifçe kabarık, pullu, yer yer kabuklu, öteki bölümleri siğilli ya da meme başı gibi çıkıntılar yapan, çok çevrimli bir plak sözkonusudur. Bu klinik görünümlerden biriyle karşılaşıldığında, en küçük kuşkuda bile teşhis biyopsiyle doğru lanmalıdır.

Evrim

Tedavi edilmezse, evrim değişkendir. Dolayısıyle organın mutlaka çıkarılması gerekir.

Tedavi

Tedavi, bozunun yaygınlığına göre değişir:

— az yaygınsa, cerrahi girişimle ya da elektrikle yakmayla çıkarılabilir;

— dölyolunun daha büyük bir bölümüne yayılmışsa, kısmî olarak dölyolu çıkarılır;

— çok yaygın bozunlarda, dölyolu bütünüyle çıkarılmalıdır.

Organın cerrahi girişimle çıkarılmasında, tetrasiklinli flüoresans testi yön verir. Böylece, bozunların bütünüyle çıkarılıp çıkarılmadığı denetlenebilir.

Paget hastalığı

Bu epitel içi, ama, bez dokusu kökenli bir epitel urudur. 70-80 yaş arasındaki yaşlı (Bowen hastalığındakinden daha yaşlı) kadınlarda görülen bir hastalıktır.

Teşhis

Teşhis güçtür. Başlıca belirti, dış üreme organı kaşıntısıdır. Bozunlar özellikle, deride yerleşmiştir : Pembe, egzamamsı ya da daha kırmızı plaklar. Oldukça kesin sınırları ve zaman geçtikçe değişmeyişleri dikkati çekmeli ve teşhisi doğrulayacak bir biyopsi yapılmalıdır.

Evrim

Tedavi edilmezse, Paget hastalığı, deri içi düğümleriyle, daha sonra da urun derinlere ya da lenf düğümlerine yayılmalar (metastaz) yapmasıyla sonuçlanır.

Tedavi

Tedavi, Bovven hastalığındakinin aynıdır ve bozunların yaygınlığına bağlıdır. Yalın elektrikle yakmadan, dölyolunun bütünüyle çıkarılmasına kadar çeşitli yöntemler uygulanabilir.

Dış Üreme Organı Kanseri

Dış üreme organı kanserine, özellikle yaşlı kadınlarda (60 yaşından yukarı) raslanır.

Nedenler

Bu kanser, bütün üreme organları kanserlerinin yüzde 1-4′ünü oluşturur. Erken yaşdönümü ya da kısırlaştırma ameliyatı geçirme sonucu, çok uzun süredir hormon eksikliği olan 60 yaşın üstündeki kadınlarda görülür.

Teşhis

Belirtiler çok çeşitlidir. Kaşıntı, başlıca belirtidir. Dış üreme organı kanserlerinin yarısı, hattâ 2/3’si kaşıntıyla kendini gösterir.

Daha sonra, bir ur ya da kanamalı (ya da iltihaplı) bir yara ortaya çıkar. Klinik muayenede, tomurcuklu, yaralaşmalı, alt dokulara işleyen ya da yaygın bozunlar bulunur. Sert tabanlı, kabarık lökoplazi görünümlü bozunlara, kırmızı ya da tomurcuklu, düğümlü çıkıntıları olan bozun odaklarına dikkat etmek gerekir.

Hastalığın, en sık büyük dudakta yerleştiği kabul edilmektedir.

Başlangıç dönemi bozunlannı niteleyen başlıca özellikler bunlardır; daha önceden varolan biçim bozukluklarına sık raslanması, elden geldiğince, erken teşhis için bazı kurallar koymayı güçleştirmektedir.

Yalnız, dölyolu kaşıntısından yakınan her kadında, sürekli olarak, hücre ve doku incelemesi denetimleri yapılması gerektiği söylenebilir.

Bozun tekse, teşhis, alman örnekte doku incelemesi yoluyla konur; parça alınması kolaydır. Çok sayıda bozun varsa, bozunların kazmmasıyla elde edilen hücreler incelenir.

Evrim

Dölyolu kanseri, yerel olarak derinlemesine ve yüzeyde yayılarak gelişir. Bızır düzeyinde başlamışsa, sidik yolu deliğine; arkadan başlamışsa makat çevresine ulaşır.

Lenf yoluyla, erkenden kasıktaki yüzeysel ve derin lenf düğümlerine yayılır.

Tedavi edilmezse, ölümle sonuçlanır.

Tedavi

Tedavinin 3 amacı vardır :

— bozunun kökünden kazınması,

— çoğunlukla bozuna eşlik eden, kötücül olabilecek bütün bozunların kökünden kazınması;

— lenf düğümlerine yayılma tehlikesinden koruma.

Bu 3 amaca cerrahi girişimle, ışınlamalarla ya da her iki yöntem birlikte uygulanarak erişilebilir.

Cerrahi girişim, en iyi tedavi yöntemidir; ama, hastaların yaşlı oluşu ve ameliyatın öneminden ötürü, genellikle uygulanamaz ya da kısmi olarak uygulanabilir.

Dış üreme organı kanseri. Özellikle, yaşlı kadınlarda ortaya çıkar; ortaya çıkmasından uzun süre önce, görünürde bozun olmaksızın, bir dış üreme organı kaşıntısı vardır.

Cerrahi tedavi

Cerrahi tedavi, lenf düğümlerinin temizlenmesiyle birlikte, dış üreme organının bütünüyle çıkarılmasına dayanır. Bozunun çıkarılmasına, Bowen hastalığında olduğu gibi, tetrasiklinli flüoresans testi yön verir.

Işın tedavisi

Işın tedavisi, 2 biçimde uygulanır :

— radyum iğnesi (ancak küçük bozunlara uygulanır);

— bozunun ve lenf düğümlerinin dışardan ışınlanmasına dayanan kobalt 60 tedavisi (oldukça iyi sonuçlar verir).

Sonuç

Dış üreme organı kanserini, oluşumundan önce önlemek gerekir; bunun için, genellikle kaşıntılı olan kanser öncesi durumlarda, dış üreme organı bütünüyle çıkarılmalıdır.

Dış üreme organının ameliyatla çıkarılmasından sonra elde edilen ve incelemeye gönderilecek parça : Dış üreme organı kanserinin tedavisi, hemen yalnızca cerrahidir. Dış üreme organının bütünüyle çıkarılmasına dayanır.
Leia Mais

Kadınlardaki Kısırlıklar


Dünya nüfusunda ve özellikle beyaz ırkta, her tür doğum kontrol sorunu bir yana bırakılırsa, ortalama doğurganlığın çok yüksek olmadığı söylenebilir. Bu yüzden ancak, gebelikten korunmak için hiç bir önlem almadan, 2 yıllık ortak yaşam sonunda kısırlıktan sözedilebilir; başvurulan hekim ya da kadın doğum uzmanı, çocukları olmadığından yakman çifti, ancak bu süre sonunda inceleyip tedavi edecektir. Öte yandan, halkın bütünüyle yanlış bildiği ve çok önemli bir kavramın üstünde durmak gerekir: Çocuğu olmayan çiftlerde, erkekle ilgili kısırlık nedenleri de kadınlarmki kadar sıktır. Yani, kısırlık nedenleri, 100 çiftten 50’sinde erkekte, 50’sinde de kadındadır.

Tıp açısından, çiftin hiç çocuğu olmamışsa, birincil kısırlık; çiftin daha önce çocukları olmuş ve artık olmuyorsa, ikincil kısırlık diye bir ayrım yapılır.

Ayrıca, kısırlıkların tedavisi, tıptaki büyük ilerlemelerden yararlanmıştır ve günümüzde, çok sayıda hasta, kesinlikle tedavi edilebilmektedir.

Kadınlardaki kısırlıkların çeşitli nedenlerini ve tedavilerini bu bölümde inceleyerek, erkeklerdeki kısırlıkları, «erkek üreme organları» bölümünde ele alacağız.

Kısırlık nedeni, üreme sisteminin herhangi bir düzeyinde yerleşebilir. Ayrıca, çeşitli düzeylerin etkilendiği, dolayısıyle teşhis ve tedavinin güç olduğu durumlar vardır.

Nedenler

Dış üreme organı ve dölyolu kökenli kısırlıklar

Bu tür kısırlıklara, fazla sık raslanmaz. Başlıca nedenler şunlardır.

Oluşum bozuklukları

Oluşum bozuklukları, az ya da çok ciddi ve az ya da çok yaygındır. Her zaman doğuştan, bazen de kalıtımsaldırlar (sözgelimi, 2 kız kardeş, 1 teyze ve 1 yeğende ortaya çıkması).

Rokitansky sendromu

Oldukça ciddi bir oluşum bozukluğudur: Dölyolu ve dölyatağmın bulunmaması. Yumurtalıklar normaldir. Bu sendromu, gene dölyolu ve dölyatağmın bulunmadığı, ama 2 yumurtalık yerine fazladan 2 erbezinin geliştiği kadmlaştırıcı erbezi olgusuyla karıştırmamak gerekir. Bu 2 hastalıkta kişiler, kesinlikle dişi görünümdedir ve cinsel, ruhsal yaşamları normaldir. Buna karşılık, dölyatağı olmadığından, kısırlık tedavi edilemez.

Flüoresans yöntemiyle gösterilen insan spermatozoyitleri.

Toptan dölyolu gelişme bozukluğu. Bu, son derece ender raslanan bir ,sendromdur. Normal bir dolyatağı boşluğu bulunmasına (dolyatağı boynu dışında) karşılık, dölyolu yoktur. Her âdet kanaması sırasında dayanılmaz ağrılara yolaçan, âdet kanının dolyatağı içinde birikmesi, sendroma eşlik eder. Mutlaka, cerrahi girişime başvurmak gerekir, ama uygulanması güçtür. Kısırlık, çoğunlukla kalıcıdır.

Öteki oluşum bozuklukları

Bunlar, bir yandan dölyolu diyaframları, yani dölyolunu uzunlamasına ya da enine, bütünüyle ya da kısmen bölen bir mukoza zarı bulunması, bir yandan da dölyolu gelişme kusurları, yani değişen düzeylerde dölyolunun bir bölümünün bulunmamasıdır.

Bu oluşum bozuklukları, dolyatağı ya da dolyatağı boynu anormallikleriyle birlikte bulunabilir. Tedavileri, yalnızca cerrahidir ve hemen her zaman iyi sonuç verir.

Enfeksiyonlar

Bütün enfeksiyonlar, dölyolunun asitliğini artırarak, yani spermanın karşılaştığı koşulları değiştirerek geçici bir kısırlığa yolaçabilirler. Tedavi, enfeksiyon nedeni olan trichomonas, mantar, mikroplar gibi etkenlere karşı savaşmaya dayanır.

Öteki nedenler

Ağrılı cinsel ilişki (disparoni) ve dölyolunu saran kasların cinsel birleşme sırasında istemsiz kasılması (vajinizm), cinsel ilişkileri seyrekleştirdiklerinden, hattâ olanaksızlaştırdıklanndan, bir ölçüde kısırlığa neden olurlar. Tedavi, ağrılı cinsel ilişki nedeninin (sözgelimi, dölyatağı borusu iltihabı, dolyatağı mukozası adacıkları) tedavisiyle birlikte, dölyolu kaslarının istemsiz kasılmasının tek tedavisi olan ruhsal tedaviye dayanır.

Dölyatağı boynu kökenli kısırlıklar

Bu tür kısırlıklar, salgının incelenmesi, klinik muayene, dölyatağı filmi ve hormon miktarının ölçülmesiyle araştırılır.

Mekanik nedenler

Dölyatağı boynunda, doğuştan oluşum bozukluklarına çok ender raslanır (dölyatağı boynunun bulunmaması, dölyatağı boynu bölgesinde, kanalın geçirgenliğinin olmaması); dölyatağı boynunun elektrikli koterle yakılmasından sonra, kanalda yapışıklıklar ortaya çıkması daha sık görülür.

Dölyatağı boynu salgısının niteliğinin bozulması

Kadınlarda kısırlık nedenleri arasında, dölyatağı boynu salgısının niteliğinin bozulması, dölyatağı borularında bir hastalıkla aşağı yukarı aynı oranda (yüzde 30) görülür. Normalde, âdet çevriminin 8. gününden 14. gününe kadar, dölyatağı boynu içindeki bezler tarafından salman salgı, spermatozoyitler için gerçek bir «asansör» rolü oynar.

Bunun bozulması, spermatozoyitlerin yumurtacığa doğru çıkışını ve dolayısıyle döllenmeyi engeller. O halde, kısırlıkların çerçevesi içinde, dölyatağı boynu salgısının nitelikleri incelenir: Salgı bol, kaya suyu gibi berrak, düz akışlı, yani, santimetrelerce uzayacak kadar esnek olmalıdır; en çok benzetilebileceği şey, yumurta akıdır. Aynı zamanda, akıntı içindeki spermatozoyitlerin canlılığı ve hareketliliği de incelenmelidir; bu en önemli araştırmadır ve «cinsel ilişki sonrası test» ya da «Hunner testi» diye adlandırılır; normalde bu test, önceki 10 saat içinde, cinsel ilişkide bulunmuş bir kadından biraz akıntı alarak mikroskopta incelemeye dayanır. Bu testte, her alanda çok hareketli, alanı her yönde gidip gelen en az 5 spermatozoyit bulunmalıdır.

Bir anormallik durumunda, Hunner testinde, aşağıdaki 3 olgudan biri gözlenebilir :

— dölyatağı boynu kanalını örten mukozanın iltihaplanmasına bağlı olarak akıntıda enfeksiyon: Neden olan etkenler çeşitlidir (trichomonas, mantarlar, gonokok) ve bu enfeksiyonun tedavisi, yerel (fitil) ya da genel antibiyotik tedavisine dayanır;

— akıntıda bir yetersizlik ya da akışkanlıkta eksiklik: Bu bozukluk, yumurtalıkların çalışmasıyla, daha doğrusu östroj enlerin salgılanmasıyla sıkıca ilişkilidir. O halde, hormon miktarları araştırılarak, östrojenlerle ya da bütün yumurtalık hormonlarından daha düzenli olarak yumurtlama ve salgılamayı sağlayan yumurtlama uyarıcılarla tedavi edilmelidir;

— akıntının niteliği bazen çok iyidir (bol miktarda, berrak, akışkan); ama spermatozoyitler, onu geçmeyi başaramaz ve temas ettiklerinde ölürler. Bu durumda önce, erkekte bir sperma anormalliği bulunması olasılığı ayırdedilmelidir. Bu bozukluğun kökeniyse, son derece tartışmalıdır (bağışıklıkla ilgili bir olay: Dölyatağı boynu salgısında, spermatozoyitlere karşı antikor bulunur; kimyasal neden) . Tedavi sonuçları son derece değişkendir.

Dölyatağı kökenli kısırlıklar

Bu tür kısırlıklar, klinik muayeneyle, özellikle de, dölyatağı mukozası biyopsisi, dölyatağı filmi ve karın içine bakma muayenesiyle araştırılır. Dölyatağı anormallikleri, dölyatağı mukozasından ya da kas tabakasından ileri gelebilir.

Kısırlık nedeniyle hekime başvurmuş bir hastanın dölyatağı filmi. Her iki dölyatağı borusu, “demir tel’ biçiminde sertleşmiştir. Vereme bağlı dölyatağı boruları irinli iltihabı nedeniyle, uçları tıkanmıştır. Bu durumda, iki yanlı dölyatağı borusu çıkarma ameliyatına başvurmak gerekir.

Dölyatağı mukozası

Dölyatağı mukozasının kötü nitelikte oluşu, yumurtanın mukozada yuvalanmasını engeller: Bu durumda, kısırlıktan çok, aşırı derecede erken bir düşük sözkonusudur. Teşhis, çeşitli nedenleri ortaya çıkaran dölyatağı mukozası biyopsisi ve dölyatağı filmiyle konur.

Nedenler arasında, şunlar sayılabilir:

— enfeksiyonlar: Bir doğum ya da düşük sonrası dönemler dışında, çok ender raslanan klasik dölyatağı mukozası iltihaplan ve daha sik raslanan verem kökenli dölyatağı mukozası iltihabı sözkonusudur; tedavide, çeşitli mikroplara uygun antibiyotikler kullanılacaktır;

— dölyatağı boşluğunda, filmde iyice görülebilen ve cerrahi kazımayla tedavi edilen polipler (saplı mukoza urları) bulunması;

— hormonsal nedenler: Yumurtalığın hormon salgılamasındaki bir bozukluk, dölyatağı mukozasının (andometriyumun) niteliğini bozarak yumurtanın yuvalanmasını engeller;

— dölyatağı yapışıklıkları (yani dölyatağı boşluğunun her 2 yüzü arasında bir ya da birçok noktada bitişiklikler) bulunması; hâlâ sık raslanan bu yapışıklıklar, ya verem kökenli ya da travma kökenlidirler; yani, bir düşük sonunda ya da özellikle, etenin içerde kaldığı doğumlarda uygulanan çok derin kürtajın (mukozanın kazınmasına yolaçar) sonucudurlar; cerrahi tedavi, dölyatağı boşluğunun bir bölümünü tıkayan bu«gerçek köprünün», bisturiyle kesilmesine dayanır ve genellikle, iyi sonuç verir.

Dölyatağı kası

Dölyatağı filmi ve karın içine bakma muayenesiyle tanınan bir dölyatağı kası anormalliği de, yumurtanın yuvalanmasına engel oluşturabilir; üstelik çoğunlukla, bu bozuk dölyatağı kası, yetersiz bir mukozayla döşenmiştir. 2 durumla karşılaşılabilir :

— bir dölyatağı miyomu (sık raslanır);

— doğuştan dölyatağı oluşum bozukluğu: Çift dölyatağı; bölmeli dölyatağı; çok az gelişmiş dölyatağı.

Tedavi cerrahidir ve iyi sonuç verir. Dölyatağının arkaya yatık olmasıysa, üreme sisteminde kısırlık nedeni olabilecek başka bir anormallikle birlikte olduğu zamanlar dışında, hiç bir zaman kısırlığa neden olmaz.

Dölyatağı borusu kökenli kısırlıklar

Kadınlardaki kısırlık nedenlerinin yaklaşık yüzde 30′unu, dölyatağı borusuyla ilgili nedenler oluşturur.

Dölyatağı borularına hava verme (dölyatağı borusu üfürümü), dölyatağı röntgeni ve karın içine bakma muayenesi, bozunlarm yerini ve yaygınlığını anlamayı sağlar. Cerrahi tedavi, hastaların ancak yüzde 20’sinde başarılı sonuç verir; etkin ve geçerli tek tedavi, dölyatağı borularında tıkanıklara yolaçan çeşitli nedenlerden korunmaktır.

Üreme sistemi enfeksiyonu

Bu enfeksiyonun geleceği kötüdür; çünkü, dölyolu mukozasını yıkar. Doğumlardan, özellikle de düşüklerden sonra ortaya çıkar. Kötü koşullar altında uygulanan düşük yapma girişimleri, bıraktıkları izlerden (özellikle kısırlık) ötürü, büyük bir sorundur. Yasa dışı bir düşüğün tehlikelerinden korunmak için kadınlar, etkili bir doğum kontrol yönteminin yararını anlamalıdırlar. Kendiliğinden düşüklerse, hemen hiç enfeksiyona yolaçmazlar.

Çoğunlukla, düşük yapma girişimlerinden sonra yerleşen enfeksiyon, önce dölyatağı mukozasını, sonra dölyatağı borularını etkileyerek, ya borularla karın zarı arasında yapışıklıklarla ya da borularda gerçek bir tıkanıklıkla (dölyatağı borularında sıvı toplanmasına yolaçar) sonuçlanır. Antibiyotik ve kortizon tedavisi, enfeksiyonun ivegen döneminde yararlıdır. Bütün çabalara karşın tıkanıklık yerleşirse (sık raslanan durum), cerrahi yoldan dölyatağı borularının geçirgenliğinin yeniden sağlanmasına çalışılır (başarı şansı, ancak yüzde 20′dir).

Enfeksiyon, üreme sistemi dışından da kaynaklanabilir : Her karın zarı iltihabı (peritonit), dölyatağı borularında enfeksiyona yolaçabilir. En sık görülen örnek, patlamış bir apandis iltihabından (apandisit) sonra ortaya çıkan dölyatağı boruları kökenli kısırlıktır. Üreme sistemi veremi de, bir enfeksiyon nedenidir ve hiç gebelik umudu bırakmaz : Bir akciğer vereminden ya da tedavi edilmemiş bir birincil enfeksiyondan sonra ortaya çıkar ve çoğunlukla, hiç bir belirti vermez. Dolayısıyle, teşhis, bir kısırlık araştırması sırasında konur ve her zaman dölyatağı borularının da (büyük bir çoğunlukla, dölyatağı mukozasının da) etkilenmiş olduğu anlaşılır. Vereme karşı antibiyotik tedavisi (aylarca sürdürülmelidir) uygulanır.

Spermatozoyitlerin dölyatağı boynu salgısı içinde taşınması. Spermatozoy itler, ancak iyi, uygun bir ortam bulurlarsa dişi üreme yolları içinde yaşayabilirler ve borulara doğru ilerleyebilirler. Yumurtlama sırasında dölyatağı boynundaki bezler tarafından çıkarılan salgı, bu uygun ortamı sağlar. Ama salgının niteliği değişerek hücreleri kabul etmez bir hal alabilir ve spermatozoyitlerin ilerlemesini önleyerek kısırlığa neden olabilir. Enfeksiyonlu salgı ya da hormon bozuklukları sonucu ortaya çıkan anormal salgı bu duruma yolaçar. 1. Âdet çevriminin 14. gününde normal salgı. — 2. İltihaplı salgı. — 3. Hormon bozukluğuna bağlı anormal salgı. — 4. Spermatozoy itler. — 5. Akyuvarlar.

Dölyatağı mukozası adacıkları

Dölyatağı mukozası adacıkları, dölyatağı boşluğu dışında, dölyatağı mukozası parçaları bulunmasıdır. Bu adacıklar, dölyatağı borularında yerleşerek tıkanıklığa yolaçabilirler. Teşhis, dölyatağı filmi ve karın içine bakma muayenesiyle konur. Tedavi, ya ilaç tedavisi (sentetik progesteronlarla, en az 6 ay süreyle âdet kanamalarını durdurmak) ya da cerrahi tedavidir (dölyatağı mukozası adacıkları odaklarını çıkarmak). Sonuç pek başarılı değildir.

Yumurtalık kökenli kısırlıklar
Kötü işlevli yumurtalıklar, kısırlık nedeni olabilirler; gerçekten, ya tam bir yumurtlama eksikliği bulunabilir (dolayısıyle, spermatozoyitler dölleyecek yumurta bulamadıklarından, olası bir döllenme gerçekleşmeyebilir) ya da kötü (ya da seyrek) yumurtlama olur ve hormon salgısı yetersizdir. Bunların sonucunda, döllenen yumurta, mukoza içinde kusurlu bir yuvalanma (niteliği hormon salgısına bağlıdır) gösterir ve anormal biçimde gelişir.

Teşhis, beden ateş eğrisinin incelenmesi, dölyatağı mukozası biyopsisi, özellikle de, hormon miktarları ölçümleri ve karın içine bakma muayenesiyle konur.

Yumurtalıkların kötü çalışmalarının nedenleri çeşitlidir.

Yumurtalıklardaki anatomik bozunlar

Az ya da çok ciddi olabilirler; tedavileri de, buna göre değişir:
— en ciddi olanı, doğuştan Turner sendromunu oluşturan yumurtalıkların birincil yokluğudur. Bu sendrom, kromozom sayısında bir anormalliğe ya da yumurtalıkların sonradan yıkılmasına (cerrahi girişimle ya da X ışınlarıyla kısırlaştırma) bağlıdır; kalıcı olan bu kısırlıklar, tedavi edilemez;

— daha az ciddi bozunlar da bulunabilir; Stein Leventhal hastalığı da denen yumurtalık biçim bozukluğunda, yumurtalıklar, yumurtlamayı engelleyen sert ve bağdokusundan bir kabukla çevrilir; tedavide yumurtlamayı uyarıcı ilaçlar kullanılır ya da daha iyisi, yumurtlamayı yeniden başlatmayı sağlayan cerrahi girişimle, bu kabuğun bir bölümü kesilip çıkarılır, bozun, Stein Leventhal hastalığının tersine, ağrılı olan, süreğen kistli yumurtalık iltihabı diye de adlandırılan bir hastalık olabilir; bu durumda, yumurtlamanın olmaması değil, kötü nitelikte oluşu sözkonusudur; tedavide, enfeksiyonla savaşılır ve yararlı sonuçlar veren yumurtlama uyarıcılar kullanılır.

Yumurtahklardaki işlevsel bozunlar

En sık görülen bu durumda, anatomik hastalık yoktur. Bozunlar, âdet kanamaları düzensizlikleri ve hormon miktarları ölçümlerindeki anormallikle kendini gösterir. Tedavi, elde edilen sonuçlara göre düzenlenir ve östrojenlerle progesteronlar ya da daha iyisi, yumurtlamayı uyarıcı ilaçlar kullanılır.

Hipotalamus hipofiz işlev bozukluğu

Hipotalamus hipofiz bütünü, yumurtalık işlevlerinin gerçek düzenleyicisidir. Çünkü, dolaşıma geçen hipofiz hormonları aracılığıyla yumurtlamayı başlatır ve yürütür. Bu bütünün kötü işlemesi, yumurtlama olmamasına yolaçar.

Kötü işleme, yapısal, işlevsel ya da ilaçlara bağlı olabilir.

Yapısal işlev bozukluğu
Anatomik bir bozuna bağlıdır. Hipotalamus urlarında ya da en çok hipofiz urlarında (sözgelimi adenom) görülür. Âdet görmemenin ve bazen emzirme dışında memeden süt akıntısının öncülük ettiği kısırlık ikinci plandadır. Teşhis, özel bir kafatası filmi (Türk eyerinin filmi) sayesinde konur. Tek tedavi, uru ortadan kaldırmayı amaçlayan cerrahi tedavidir; tedavi sonrası, çoğunlukla iyidir.

Yumurtlamayı uyaran ilaçların kullanılması, kesinlikle yasaktır.

Anatomik bozun olmaksızın işlev bozukluğu
Bu konu çok önemlidir; çünkü, sık raslanan bir kısırlık nedenidir. Burada, kısırlığın kökeni ruhsaldır ya da daha doğrusu şiddetli heyecanlar, duyusal bozukluklar, uzun süren üzüntüler gibi, ruhsal yaşam üstünde etki gösteren nedenlerdir. Teşhis arcak, bir ur olasılığı kesinlikle bir yana bırakıldıktan sonra konabilir. Tedavi, yalnızca ruhsal tedavidir.

İlaçlara bağlı işlev bozukluğu

Hastaların önemli bir bölümünde, bazı ilaçların, bazen memeden süt akıntısıyle birlikte bir âdet görmemeye ve kısırlığa yolaçtığı farkedilmiştir. Bu ilaçlar arasında, sinir ilaçları sayılabilir. Tedavinin kesilmesiyle, yumurtalıkların işlevi yeniden başlar. Yapay olarak yumurtlamayı sağlama özelliğinde olan maddelere, «yumurtlama uyarıcıları» adı verilir. Bunlar, değişik gruplardan olabilirler: En çok tanınanlar, folikül uyarıcı hormonla, aynı özellikleri taşıyan ilaçlar ve yan ilaçlardır (sarı cisim hormonuyla aynı özellikleri taşırlar). Dolayısıyle, hipofiz hormonlarıyla aynı rolü oynayacaklardır.
Leia Mais

Free Automatic Backlink
Photo blog blogs
Bedava Hit Siteler